Nehcü’l-Belâğa

Hutbe 171 – Sıffîn Savaşının Başında Buyurdu

وَمِنْ کَلَامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
لَمّا عَزَمَ عَلى لِقَاءِ الْقَوْمِ بِصِفِّينَ
آللَّهُمَّ رَبَّ السَّقْفِ آلْمَرْفُوعِ، وَآلْجَوِّ آلْمَکْفُوفِ، الَّذِي جَعَلْتَهُ مَغِيضآ لِلَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَمَجْرىً لِلشَّمْسِ وَآلْقَمَرِ، وَمُخْتَلَفآ لِلنُّجُومِ السَّيَّارَةِ؛ وَجَعَلْتَ سُکَّانَهُ سِبْطآ مِنْ مَلائِکَتِکَ، لا يَسْأَمُونَ مِنْ عِبَادَتِکَ؛ وَرَبِّ هذِهِ آلْأَرْضِ الَّتِي جَعَلْتَهَا قَرَارآ لِلْأَنَامِ، وَمَدْرَجآ لِلْهَوَامِّ وَآلْأَنْعَامِ، وَمَا لا يُحْصَى مِمَّا يُرَى وَمَا لا يُرَى؛ وَرَبَّ آلْجِبَالِ آلرَّوَاسِي الَّتِي جَعَلْتَهَا لِلْأَرْضِ أَوْتَادآ، وَلِلْخَلْقِ آعْتِمَادآ، إِنْ أَظْهَرْتَنَا عَلَى عَدُوِّنَا، فَجَنِّبْنَا آلْبَغْيَ وَسَدِّدْنَا لِلْحَقِّ؛ وَإِنْ أَظْهَرْتَهُمْ عَلَيْنَا فَارْزُقْنَا الشَّهَادَةَ، وَآعْصِمْنَا مِنَ آلْفِتْنَةِ.
أَيْنَ آلْمَانِعُ لِلذِّمَارِ، وَآلْغَائِرُ عِنْدَ نُزُولِ آلْحَقَائِقِ مِنْ أَهْلِ آلْحِفَاظِ! آلعَارُ وَرَاءَکُمْ وَآلْجَنَّةُ أَمَامَکُمْ!
وَمِنْ کَلَامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
لَمّا عَزَمَ عَلى لِقَاءِ الْقَوْمِ بِصِفِّينَ

Sıffin’de Muaviye’nin ordusuyla çarpışmaya karar verdiğinde şöyle buyurdu:

 

Ey yükseltilmiş tavanın ve korunmuş atmosferin Rabbi olan Allah’ım! Atmosferi gece ve gündüz için konak, güneşle ay için mecra, gezen yıldızlar için seyir yeri ve sana kullukta usanmayan bir grup meleklerin için de mesken kıldın.

 

Ey bu yeryüzünün Rabbi! Onu insanlar, sürüngenler, otlayan hayvanlar ve görülen, görülmeyen sayısız canlıların karar yeri kıldın.

 

Ey yeryüzüne çivi ve halka güven veren sabit dağların Rabbi! Düşmana galip getirirsen azıp zulmetmekten koru, hakka dayandır bizi. Onları bize galip getirirsen, bizi şahadetle rızıklandır ve fitneden koru.

 

Çetin gerçekler (belalar) indiğinde korunacak şeyleri koruyanlar ve vefalı gayret sahipleri nerede? İşte utanç arkanızda, Cennet ise önünüzde…