Nehcü’l-Belâğa

Hutbe 170 – Basra’ya Yaklaştığında

وَ مِنَ الْکَلَام‏ لَه عليه السلام
فِي وُجُوبِ اتِّباعِ الحَقِّ عِنْدَ قِيَامِ الحُجَّةِ
کَلَّمَ بِهِ بَعْضَ العَرَبِ وَ قَدْ أرْسَلَهُ قَوْمٌ مِنْ أهْلِ البَصْرَةِ لَمّا قَرُبَ (عليه السلام) مِنْها لِيَعْلَمَ لَهُمْ مِنْهُ حَقِيقَةَ حَالِهِ مَع أصْحَابِ الجَمَلِ لِتَزُولَ الشُّبْهَةُ مِن نُفوسِهِم، فَبَيَّنَ لَهُ (عليه السلام) مِنْ أمْرِهِ مَعَهُمْ مَا عَلِمَ بِه أنَّهُ على الحَقِّ، ثُمّ قالَ لَه: بَايِعْ، فَقالَ: إنِّي رَسُولُ قَوْمٍ، وَ لا أُحْدِثُ حَدَثآ حَتّى أرْجِعَ إلَيْهِم فقالَ:
فَقالَ عَلَيْهِ السَّلامُ: أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَکَ بَعَثُوکَ رَائِدآ تَبْتَغِي لَهُمْ مَسَاقِطَ آلْغَيْثِ، فَرَجَعْتَ إِلَيْهِمْ وَ أَخْبَرْتَهُمْ عَنِ آلْکَلإِ وَ آلْمَاءِ، فَخَالَفُوا إِلَى آلْمَعَاطِشِ وَ آلْمَجَادِبِ، مَا کُنْتَ صَانِعآ؟ قَالَ: کُنْتُ تَارِکَهُمْ وَ مُخَالِفَهُمْ إِلَى آلْکَلاءِ وَ آلْمَاءِ. فَقَالَ (عليه السلام): فَامْدُدْ إذآ يَدَکَ. فَقَالَ الرَّجُلُ: فَوَآللهِ مَاآسْتَطَعْتُ أَنْ أَمْتَنِعَ عِنْدَ قِيَامَآلْحُجَّةِ عَلَيَّ، فَبَايَعْتُهُ (عليه السلام).
وَ الرّجلُ يُعْرَفُ بِکُلَيْبٍ الجَرْمِيّ.

Müminlerin Emiri Hz. Ali H. 36 yılında Basra’ya yaklaştığında, Basra’dan bir grup halk Cemel ashabı ile durumunun gerçek yönünü öğrenmek ve içlerindeki şüpheyi gidermek için kendisine bir elçi göndermiş, Hz. Ali de onlarla olan durumunu ve hak üzere olduğunu beyan etmiş ve elçiye, “Bana biat et.” demişti. O ise,
“Ben onların elçisiyim, onların yanına varmadan, hiçbir şeyden söz edemem.” dedi. Bunun üzerine şöyle dedi:

 

Eğer seni kendilerine yağmurun yağdığı bir yeri bulman için gönderselerdi de sen onlara geri dönüp çayırı suyu haber verseydin, onlar da muhalefet edip kurak bir yere yönelselerdi ne yapardın?

 

O (Kuleyb), “Onları bırakır su ve çayırlık olan bir yöne yönelirim.” dedi. Hz. Ali (a.s) “O hâlde uzat elini.” dedi. (Kuleyb el-Cermî isimli adam), “Allah’a andolsun, bana kesin delil gösterdiğinde artık kaçınmadım, ona biat ettim.” dedi.