وَ مِن خُطبَةٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
عِنْدَ مَسِيرِ أصْحَابِ الْجَمَلِ إلى الْبَصْرَةِ
Cemel ashabı H. 36 yılında Basra’ya giderken şöyle buyurmuştur:
Cemel savaşı için Basra’ya giderlerken
إِنََّ آللهَ بَعَثَ رَسُولا هَادِيآ بِکِتَابٍ نَاطِقٍ وَ أَمْرٍ قَائِمٍ، لا يَهْلِکُ عَنْهُ إِلاَّ هَالِکٌ. وَ إِنَّ آلْمُبْتَدَعَاتِ آلْمُشَبَّهَاتِ هُنَّ آلْمُهْلِکَاتُ إِلاَّ مَا حَفِظَ آللهُ مِنْهَا. وَ إِنَّ فِي سُلْطَانِ آللهِ عِصْمَةً لأَمْرِکُمْ، فَأَعْطُوهُ طَاعَتَکُمْ غَيْرَ مُلَوَّمَةٍ وَ لا مُسْتَکْرَهٍ بِهَا. وَ آللهِ لَتَفْعَلُنَّ أَوْ لَيَنْقُلَنَّ آللهُ عَنْکُمْ سُلْطَانَ آلإِسْلامِ، ثُمَّ لا يَنْقُلُهُ إِلَيْکُمْ أَبَدآ حَتَّى يَأْرِزَ آلأَمْرُ إِلَى غَيْرِکُمْ.
Allah Peygamberi emri yürürlükte olan, konuşan bir kitapla yol gösterici olarak gönderdi. O, ancak helak olacak kimseyi helak eder. Hak kılıfı giydirilmiş bidatler Allah’ın koruduğu kimseden başkasını helak edicidir. Allah’ın egemenliğine sığınmak işlerinizi korur. Bıkıp usanmadan, isteyerek ve arzuyla ona itaat edin Vallahi ya böyle yaparsınız, ya da Allah sizden İslâm kuvvetini alır da ebediyen onu size geri döndürmez ve böylece hüküm başkalarının eline geçer.
Gerçekten de Allah, emreden Kitapla, ayakta duran bir emirle halkı doğru yola götüren Peygamber’i gönderdi; bunlara, ancak hidâyete uymayan karşı durur; bunlardan yüz çeviren, helâk olur ancak. Din emirlerine benzetilen, fakat sonradan meydana konan şeylerse, Allah’ın koruduğu kişiden başkalarını helâk eden şeylerdir muhakkak. Allah’ın kudretinde sizin işleriniz için suçtan kurtuluş vardır; usanmadan, kınanmadan; güçle değil, dileyerek ona itâat edin. Bu itâatte bulunmazsanız Allah, sizden İslâm kuvvetini alır, bunu sizden başkalarına verir; sonra da bu kudret bir daha söze dönmez.
إِنََّ هوُلاءِ قَدْ تَمَالَؤُوا عَلَى سَخْطَةِ إِمَارَتِي، وَ سَأَصْبِرُ مَا لَمْ أَخَفْ عَلَى جَمَاعَتِکُمْ؛ فَإِنَّهُمْ إِنْ تَمَّمُوا عَلَى فَيَالَةِ هذَا الرَّأْيِ آنْقَطَعَ نِظَامُ آلْمُسْلِمِينَ، وَ إِنَّمَا طَلَبُوا هذِهِ الدُّنْيَا حَسَدآ لِمَنْ أَفَاءَهَا آللهُ عَلَيْهِ، فَأَرَادُوا رَدَّ آلاُمُورِ عَلَى أَدْبَارِهَا. وَ لَکُمْ عَلَيْنَا آلْعَمَلُ بِکِتَابِ آللهِ تَعَالَى وَ سِيرَةِ رَسُولِ اللهِ (صلي الله عليه و آله) وَ آلْقِيَامُ بِحَقِّهِ، وَ آلنَّعْشُ لِسُنَّتِهِ.
Bunlar, benim hükümetim aleyhinde birlik oldular. Cemaatiniz için korkmadıkça sabredeceğim. Çünkü onlar bu zayıf görüşlerinde kalırlarsa Müslümanların düzenleri bozulur. Allah’ın dilediğini nimetlendirmesine hasetleri yüzünden, bu dünyayı istediler. İşleri tersine döndürmeyi arzuladılar. Üzerimizdeki hakkınız; Allah’ın kitabına (Kur’ân’) ve Resulü’nün (s.a.a) sünnetine göre amel etmek, hakkı eda için kıyam etmek ve Resulü’nün sünnetini yüceltmektir.
Bunlar, gerçekte de benim aleyhimde birbirlerine yar-dımcı oldular; sizin muhâlefetinizden, sizin ayrılığa, aykırılığa düşmenizden korkmadıkça dayanacağım. Çünkü onlar, bu reyi başarırlarsa Müslümanların düzeni bozulur, kopar gider. Gerçekten de onlar, Allah’ın ihsan ettiğine hasetleri yüzünden, ancak dünyayı istemekteler, işleri tersine döndürmeyi dilemektedirler. Sizin bana karşı yapacağınız şey, yüce Allah’ın Kitabına, Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun,Peygamber’in sünnetine uymak, bu hizmeti yerine getirmeye çalışmak, Peygamber’in yolunuyordamını korumak, yüceltmektir.