وَ مِن خُطبَةٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
يُحَذِّرُ مِنَ الفِتَنِ
İnsanları fitneden sakındırmaktadır:
وَ أََحْمَدُ اللَّهَ وَ أَسْتَعِينُهُ عَلَى مَدَاحِرِ الشَّيْطَانِ وَ مَزَاجِرِهِ، وَ الِاعْتِصَام مِنْ حَبَائِلِهِ وَ مَخَاتِلِهِ. وَ أَشْهَدُ أَنْ لا إِلهَ إِلاَّ آللهُ، وَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدآ عَبْدُهُ وَ رَسُولُهُ، وَ نَجِيبُهُ وَ صَفْوَتُهُ. لايُوَازَى فَضْلُهُ، وَ لايُجْبَرُ فَقْدُهُ. أَضَاءَتْ بِهِ آلْبِلادُ بَعْدَ الضَّلاَلَةِ آلْمُظْلِمَةِ، وَ آلْجَهَالَةِ آلْغَالِبَةِ، وَ آلْجَفْوَةِ آلْجَافِيَةِ؛ وَ النَّاسُ يَسْتَحِلُّونَ آلْحَرِيمَ، وَ يَسْتَذِلُّونَ آلْحَکِيمَ؛ يَحْيَوْنَ عَلَى فَتْرَةٍ، وَ يَمُوتُونَ عَلَى کَفْرَةِ!
Allah’a hamd eder ve Şeytanı kovmak, onun tuzaklarına düşmek, ipine yapışmak ve oyunlarına kanmak hususunda O’ndan yardımını dilerim. Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in seçtiği ve beğendiği kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim. Onun faziletine kimse eşit olamaz, boşluğu doldurulamaz. Dalalet karanlığından sonra ülkeleri onunla aydınlattı. Her şeye galip gelip kuşatan cehaleti, sınır tanımayan zulmü, cefayı onunla giderdi. İnsanlar haramları helal sayıyor, âlimlerini hor görüyor, ilâhî şeriatten habersiz yaşayıp küfür üzere ölüyorlardı.
İnsanı Hak’tan uzaklaştıran, itâatten men eden şeytana karşı Allah’tan yardım dilerim; onun iplerine yapışmaktan, aldatmalarına uymaktan Allah’a sığınırım ve şehâdet ederim ki Muhammed, kuludur onun, Rasûlüdür; seçtiği, lütfuna mazhar ettiği zattır. Onun üstünlüğüyle hiçbir kimse eşit olamaz; onun yokluğunu hiçbir şey gideremez. Kapkaranlık sapıklıktan sonra şehirleri onunla ışıttı; her şeyi kavrayan bilgisizliği onunla giderdi; merhametsizce cefâ ve cevri onunla yok etti. O çağlarda halk, harâmı helâl saymadaydı; hikmet sâhibini alçaltmadaydı; Peygamberlerin gönderilmediği çağda yaşamadaydı; küfür üzere ölmedeydi.
ثُمََّ إِنَّکُمْ مَعْشَرَ آلْعَرَبِ أَغْرَاضُ بَلايَا قَدِ آقْتَرَبَتْ. فَاتَّقُوا سَکَرَاتِ النِّعْمَةِ، وَ آحْذَرُوا بَوَائِقَ النِّقْمَةِ، وَ تَثَبَّتُوا فِي قَتَامِ آلْعِشْوَةِ، وَ آعْوِجَاجِ آلْفِتْنَةِ عِنْدَ طُلُوعِ جَنِينِهَا، وَ ظُهُورِ کَمِينِهَا، وَ آنْتِصَابِ قُطْبِهَا، وَ مَدَارِ رَحَاهَا. تَبْدَأُ فِي مَدَارِجَ خَفِيَّةٍ، وَ تَؤُولُ إِلَى فَظَاعَةٍ جَلِيَّة. شِبَابُهَا کَشِبَابِ آلْغُلامِ، وَ آثَارُهَا کَآثَارِ السِّلامِ، يَتَوَارَثُهَا الظَّلَمَةُ بِالْعُهُودِ! أَوَّلُهُمْ قَائِدٌ لاِخِرِهِمْ، وَ آخِرُهُمْ مُقْتَدٍ بِأَوَّلِهِمْ؛ يَتَنَافَسُونَ في دُنْيَا دَنِيَّةٍ، وَ يَتَکَالَبُونَ عَلَى جِيفَةٍ مُرِيحَةٍ. وَ عَنْ قَلِيلٍ يَتَبَرَّأُ التَّابِعُ مِنَ آلْمَتْبُوعِ، وَ آلْقَائِدُ مِنَ آلْمَقُودِ، فَيَتَزَايَلُونَ بِالْبَغْضَاءِ، وَ يَتَلاعَنُونَ عِندَ اللِّقَاءِ.
Ey Arap topluluğu, yaklaşmakta olan fitne oklarının hedefisiniz. Nimetlerin aklınızı alıp sizi sarhoşluğa düşürmesinden sakının. Çetin azap günlerinden çekinin. Çocuğu doğurduğunda, gizliliği ortaya çıktığında, milinin düzgün olup değirmeni döndüğünde toza dumana karışmış olan belalara ve fitnenin belirsiz kıvrımlarına, dönemeçlerine karşı direnin.
Fitneler gizlilikle başlar, apaçık kötülüklerle ortaya çıkar. Gençliği, delikanlının gençliğine, izleri, taş izlerine benzer. Zalimler onu sözleşmelerle birbirinden miras olarak alır. Öncekiler sonrakileri güderler; sonrakiler de öncekilere uyarlar.
Aşağılık dünyayı elde etmek için savaşırlar, kokmuş leşe saldırıp dalaşırlar. Az zamanda uyan uyduğunu yöneten yönettiğini terk eder. O hâlde buğz ederek ayrılırlar, karşılaştıklarında lanetleşirler.
Sonra ey Arap toplumu, size yaklaşmakta olan fitne oklarına amaçsınız; nimet aklınızı almış; fakat nimet sarhoşluklarından sakının. Çetin belâlar geliyor, çekinin; toz duman olmuş, esip gelen belâlara karşı durun; fitne yolunun belirmez kıvraklarından, dönemeçlerinden ürkün. Sakının bu fitnenin zamâne rahminden doğuşundan, gizliyken meydana gelişinden, milinin doğru duruşundan, değirmenin dönüşünden. Gizli yollardan gelip çatar; apaçık kötülüklerle meydana çıkar. Gençliği bir delikanlının gençliğine benzer; izleri taş izini okşar. Zâlimler, ahitlerle, vasiyetlerle onu birbirlerinden miras olarak alırlar; ilk
gelenleri, son gelenleri çekip yederler; son gelenleri ilk gelenlerine uyarlar. Aşağılık dünyayı elde etmek için savaşırlar; kokmuş leşe saldırıp dalaşırlar. Az zamanda buyruğa uyan, buyruğuna uyduğundan ayrılır, ona düşman olur; hükmeden, hükmettiğine düşman kesilir. Birbirlerine buğzederek birbirinden ayrılırlar; buluştular mı da birbirlerine lânet ederler.
ثُمََّ يَأْتِي بَعْدَ ذلِکَ طَالِعُ آلْفِتْنَةِ الرَّجُوفِ، وَ آلْقَاصِمَةِ الزَّحُوفِ، فَتَزِيغُ قُلُوبٌ بَعْدَ آسْتِقَامَةٍ، وَ تَضِلُّ رِجَالٌ بَعْدَ سَلامَةٍ؛ وَ تَخْتَلِفُ الْأَهْوَاءُ عِنْدَ هُجُومِهَا، وَ تَلْتَبِسُ الاْرَاءُ عِنْدَ نُجُومِهَا. مَنْ أَشْرَفَ لَهَا قَصَمَتْهُ، وَ مَنْ سَعَى فِيهَا حَطَمَتْهُ؛ يَتَکَادَمُونَ فِيهَا تَکَادُمَ آلْحُمُرِفِي آلْعَانَةِ!قَدِ آضْطَرَبَ مَعْقُودُ آلْحَبْلِ، وَ عَمِيَ وَجْهُ الْأَمْر. تَغِيضُ فِيهَا آلْحِکْمَةُ، وَ تَنْطِقُ فِيهَا الظَّلَمَةُ، وَ تَدُقُّ أَهْلَ آلْبَدْوِ بِمِسْحَلِهَا، وَ تَرُضُّهُمْ بِکَلْکَلِهَا يَضِيعُ فِي غُبَارِهَا آلْوُحْدَانُ، وَ يَهْلِکُ فِي طَرِيقِهَا الرُّکْبَانُ؛ تَرِدُ بِمُرِّ آلْقَضَاءِ، وَ تَحْلُبُ عَبِيطَ الدِّمَاءِ، وَ تَثْلِمُ مَنَارَ الدِّينِ، وَ تَنْقُضُ عَقْدَ آلْيَقِينِ. يَهْرُبُ مِنْهَا الْأَکْيَاس، وَ يُدَبِّرُهَا الْأَرْجَاس. مِرْعَادٌ مِبْرَاقٌ، کَاشِفَةٌ عَنْ سَاقٍ! تُقْطَعُ فِيهَا الْأَرْحَام، وَ يُفَارَقُ عَلَيْهَا الإِسْلامُ! بَرِيُّهَا سَقِيمٌ، وَ ظَاعِنُهَا مُقِيمٌ!
Bundan sonra sarsıp titreten ve kasıp kavuran bir fitne ortaya çıkar. Doğruluk içindeki kalpler eğriliğe düşer. Selâmet içinde olan kimseler sapıklığa yönelir. O hücum ettiğinde görüşler ihtilafa düşer ve ortaya çıktığında doğru yanlış düşünceler birbirine karışır. Kim ona karşı çıkarsa, onu yok eder. Kim onu yok etmek isterse onu ezer. O fitnedeki insanlar, birbirlerini yaban eşekleri gibi ısırırlar. İpin düğümü çözülür, işin gerçek yüzü örtülür, hikmet dibe iner, zalimler konuşur, o fitneler bedevileri demir gemleriyle vurur, göğüslerini sıkarak kırar geçer. Tozun içinde yalnız gidenler kaybolur, biniciler o yolda helak olur. Kaza, bütün acılığıyla gelir, taze kanları sağar, din yolunun işaretleri sökülür, yakin bağı çözülür. Aklı başında olanlar ondan kaçar. Kötü olanlar da onu idare ederler. Yıldırımı şimşeği çoktur; meşakkati fazladır. Onda akrabalıklar kesilir, insanlar İslâm’dan ayrılır. Ondan kaçan rahatsızlanır, uzaklaşmak isteyen kaçamaz, içinde bocalar.
Bundan sonra bir zaman gelir ki daha da çetin, daha da kırıp geçirici bir fitnedir, gelip çatar. Gönüller doğruluktan sapar; halk esenlikten sonra yol azıtır. O fitne saldırınca dilekler darmadağın olur; o fitnenin eserleri bir bir geldikçe reyler zanlarla karışır. Kim bu fitneye çatar da bunu gidermek dilerse onu paramparça eder, yok eder; kim ona uyar da içine dalarsa onu vurur, kırar. O fitnede insanlar, birbirlerini yaban eşekleri gibi ısırırlar, yaralarlar. Din
işinin düzeni bozulur; işin yüzü örtülür. Hikmet, o fitne çağında aşağılaşır; karanlık söze gelir. Çöl ehlini demir gemiyle kırar döker, azgın merkepler gibi ayağının altına alır, çiğner ezer. Kopardığı toz toprak içinde yalnız gidenler yiter; atlılar helâk olup gider. Kazânın acılığı gelir çatar; tâze, hâlis kanlar coşup kaynar; din yolunun alâmetlerini söküp atar; yakin bağı çözülür. Aklı başında olanlar, korkarlar ondan; kısa düşünenler, ona sarılıp tedbîre girişirler. O fitnenin şimşeği yıldırımı çoktur; diz boyu çıkar, meydanı tutar. O fitnede yakınlıklar kopar; o fitneyle İslâm’dan çıkanlar çıkar. O fitneden kaçınan hastalanır; o fitneden kaçmak isteyen kaçınamaz olur.
بَيْننَ قَتِيلٍ مَطْلُولٍ، وَ خَائِفٍ مُسْتَجِيرٍ، يَخْتِلُونَ بِعَقْدِ آلأَيْمَانِ وَ بِغُرُورِ ِ الْإِيمَان؛ فَلا تَکُونُوا أَنْصَابَ آلْفِتَنِ، وَ أَعْلامَ آلْبِدَعِ؛ وَ آلْزَمُوا مَا عُقِدَ عَلَيْهِ حَبْلُ آلْجَمَاعَةِ، وَ بُنِيَتْ عَلَيْهِ أَرْکَانُ الطَّاعَةِ؛ وَ آقْدَمُوا عَلَى آللهِ مَظْلُومِينَ، وَ لا تَقْدَمُوا عَلَيْهِ ظَالِمِينَ؛ وَ آتَّقُوا مَدَارِجَ الشَّيْطَانِ، وَ مَهَابِطَ آلْعُدْوَانِ؛ وَ لا تُدْخِلُوا بُطُونَکُمْ لُعَقَ آلْحَرَامِ، فَإِنَّکُمْ بِعَيْنِ مَنْ حَرَّمَ عَلَيْکُمُ آلْمَعْصِيَةَ، وَ سَهَّلَ لَکُمْ سُبُلَ الطَّاعَةِ.
…Bir grup katledilip kanları boşa gider, bir grup korkup sığınak arar. Yeminleriyle aldatır, imanlarıyla yoldan çıkarırlar. Ama siz fitnelerin işareti, bidatlerin bayrağı olmayın. Toplumun bağlandığı ve üzerine itaat rükünlerinin bina edildiği şeye sarılın. Allah’a zalim olarak değil, mazlum olarak varmaya çalışın. Şeytanın basamaklarından ve düşmanlık yerlerinden sakının. Karnınıza haram lokma sokmayın. Çünkü isyanı size haram edip, itaat yollarını kolaylaştıran, mutlaka sizi görür.
(Bu hutbeden:)
İnsanlar, o fitnede öldürülürler, kanlarına bulanıp yerlere serilirler; yahut da korkarlar, meded umarlar. Yeminlerle aldatılırlar; onları îmân ehli sanıp kanarlar, kandırılırlar. Fitnelerin bayrakları, bidatlerin alâmetleri olmayın, toplumun bağlandığı bağa sarılın; itâat direklerinin dikildiği yerlere yönelin. Allah’a mazlûm olarak varmaya çalışın; zâlim olarak ulaşmaya kalkışmayın. Şeytanın yollarından çekinin; düşmanlık yerlerinden kaçının; karınlarınıza haram lokmalar sokmayın. Çünkü sizi, size isyanı, suçu hâram eden, itâat yolunu kolaylaştıran mutlaka görür.