وَمِن کَلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
فِي النَّهْيِ عَنِ سَمَاعِ الغِيْبَةِ وَفِي الفَرْقِ بَيْنَ الحَقِّ والبَاطِلِ
أَيُّهَا النَّاسُ، مَنْ عَرَفَ مِنْ أَخِيهِ وَثِيقَةَ دِينٍ وَسَدَادَ طَرِيقٍ، فَلا يَسْمَعَنَّ فِيهِ أَقَاوِيلَ الرِّجَالِ. أَمَا إِنَّهُ قَدْ يَرْمِي الرَّامِي، وَتُخْطِىءُ السِّهَامُ، وَيُحِيلُ الْکَلاَمُ، وَبَاطِلُ ذلِکَ يَبُورُ، وَاللَّهُ سَمِيعٌ وَشَهِيدٌ. أَمَا إِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَ الْحَقِّ وَالْبَاطِلِ إِلاَّ أَرْبَعُ أَصَابِعَ.
فسئل (عليه السلام) عن معنى قوله هذا، فجمع أصابعه ووضعها بين أذنه و عينه ثمّ قال:
الْبَاطِلُ أَنْ تَقُولَ سَمِعْتُ، والْحَقُّ أَنْ تَقُولَ رَأَيْتُ!
Gıybeti işitmekten sakındırmış ve hakkı batıldan ayıran yola işaret etmiştir:
Ey insanlar! Kim bir kardeşini, yolunun doğruluğunu, dininin sağlamlığını biliyor, onu öyle tanıyorsa, onun hakkında başkalarının sözlerini kesinlikle dinlememelidir. Bilin ki ok atan, bazen hedeften şaşar, söz de bazen hatalı olur. Batıl söz helake gider. Allah ise, işiten ve görendir. Hak ile batıl arasında ancak dört parmak mesafe vardır. (Bu sözün manası sorulduğunda, dört parmağını birleştirip kulaklarıyla, gözlerinin arasına koydu, sonra şöyle buyurdu:) Batıl duydum dediğin, hak ise gördüm dediğin şeydir.
Ey insanlar, kim kardeşinin dîninde bir sağlamlık, tuttuğu yolda bir gerçeklik olduğunu bilmiş, onu öyle tanımışsa, insanların, onun hakkındaki sözlerini dinlememesi gerek. Çünkü ok atan atar, ok amacından sapar; söz bâzı kere yanlış olur, seni gerçekten savurur, atar. O sözün butlânı yok olur gider; Allah’sa
duyar ve tanıklık eder. Hakla batıl arasında, ancak dört parmak vardır.
(Bu sözün mânâsı sorulunca, parmaklarını bitiştirip kulaklarıyla gözlerinin arasına koyup buyurdular ki):
Batıl, duydum, işittim dediğindir, haksa gördüm dediğin.