Nehcü’l-Belâğa

Hutbe 135 – Muğîre’nin Kınanması

وَمِن کَلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
وَقَدْ وَقَعَتْ مُشَاجَرَةٌ بَيْنَهُ وَبَيْنَ عُثْمَانَ فَقالَ الْمُغِيرَةُ بْنُ الاْخْنَسِ لِعُثْمانَ: أنَا أکْفِيکَهُ، فقالَ عليٌ (عليه السلام) لِلْمُغِيرَةِ:
يَابْنَ اللَّعِينِ الْأَبْتَرِ، وَالشَّجَرَةِ الَّتي لا أَصْلَ لَهَا وَلا فَرْعَ، أَنْتَ تَکْفِينِي؟ فَواللهِ مَا أَعَزَّ اللَّهُ مَنْ أَنْتَ نَاصِرُهُ، وَلا قَامَ مَنْ أَنْتَ مُنْهِضُهُ. آخْرُجْ عَنَّا أَبْعَدَ اللَّهُ نَوَاکَ، ثُمَّ ابْلُغْ جَهْدَکَ، فَلا أَبْقَى اللَّهُ عَلَيْکَ إنْ أَبْقَيْتَ!

Osman ile tartıştıklarında Muğire b. Ahnes, Osman’a: “Ben, onun hakkından gelirim.”deyince bunun üzerine Hz. Ali şöyle buyurdu:

 

Ey lanetlenmiş; dalı, kökü olmayan soysuzun oğlu! Sen mi benim hakkımdan geleceksin!
Allah’a andolsun Allah, senin yardımcısı olduğun kimseye galibiyet vermez, senin ayağa kaldırdığın kimseyi ayakta tutmaz. Yıkıl git karşımızdan! Allah hayrı senden uzak etsin! O hâlde dilediğini yap. Eğer istediğini yapmazsan Allah seni sağ koymasın!