Nehcü’l-Belâğa

Hutbe 123 – Sıffîn Savaşında Ashabına Buyurdu

وَمِن کَلامٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
قَالَهُ لاِصْحَابِهِ فِي سَاحَةِ الحَرْبِ بِصِفِّينَ

Sıffin’de ashabına şöyle demiştir:

وَأَيُّ امْرِىءٍ مِنْکُمْ أَحَسَّ مِنْ نَفْسِهِ رَبَاطَةَ جَأْش عِنْدَ اللِّقَاءِ. وَرَأَى مِنْ أَحَدٍ مِنْ إخْوَانِهِ فَشَلاً فَلْيَذُبَّ عَنْ أَخِيهِ بِفَضْلِ نَجْدَتِهِ الَّتي فُضِّلَ بِهَا عَلَيْهِ کَمَا يَذُبُّ عَنْ نَفْسِهِ. فَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَجَعَلَهُ مِثْلَهُ. إنَّ الْمَوْتَ طَالِبٌ حَثِيثٌ لا يَفُوتُهُ الْمُقِيمُ، وَلا يُعْجِزُهُ الْهَارِبُ. إنَّ أَکْرَمَ الْمَوْتِ الْقَتْلُ! وَالَّذِي نَفْسُ ابْنِ أَبِي طَالِبٍ بِيَدِهِ، لَأَلْفُ ضَرْبَةٍ بِالسَّيْفِ أَهْوَنُ عَلَيَّ مِنْ مِيتَةٍ عَلَى الْفِرَاشِ فِي غَيْرِ طَاعَةِ اللهِ!

Hangi biriniz, düşmanla karşılaştığında yüreğinde bir güçlülük duyar ve kardeşlerinden birinin zayıf düştüğünü görürse, kendisine ihsan edilen üstün cesaretle, nefsinden düşmanı defettiği gibi kardeşinden de defeder? Oysa Allah dileseydi, onu da kendisi gibi karar kılardı.

 

Ölüm haristir; ne oturan onun pençesinden kurtulur; ne de korkan onu acze düşürür. Ölümün en şereflisi (Allah yolunda) öldürülmektir. Ali b. Ebî Talib’in canı kudretinde olana and olsun, bana bin kılıç darbesiyle yaralanarak ölmek, Allah’a itaatsiz olarak yatakta ölmekten daha yeğdir.

ومنه: وَکَأَنِّي أَنْظُرُ إلَيْکُمْ تَکِشُّونَ کَشِيشَ الضِّبَابِ: لا تَأْخُذُونَ حَقًّا، وَلا تَمْنَعُونَ ضَيْماً. قَدْ خُلِّيتُمْ وَالطَّرِيقَ، فَالنَّجَاةُ لِلْمُقْتَحِمِ، وَالْهَلَکَةُ لِلْمُتَلَوِّمِ.

…Kertenkelelerin izdiham anında derilerinden çıkan ses gibi sesler çıkardığınızı (bozguna uğradığınızı) görür gibiyim. Hiçbir hakkı almıyor, hiçbir zulmü gidermiyorsunuz. Bu siz, bu da açık yol! Kurtuluş, kendini (cesaretle) zor işlere atan kimsenin; helak ise, (zayıf bir yürekle) geride durup kalanındır.