وَمِن خُطبَةٍ لَهُ عَلَيهِ السِّلامُ تَجْرِي هذَا الْمَجْرى وَ فِيها ذِکْرُ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَ أحْوالِ النَّاسِ الْمُقْبِلَةِ
Bu hutbe de gelecek olayları beyan etmektedir:
(Basralılara):
وَ ذَلِکَ يَوْمٌ يَجْمَعُ اللّهُ فِيهِ الْأَوَّلِينَ وَ الاْخِرِينَ لِنِقَاشِ الْحِسَابِ، وَجَزَاءِ الْأَعْمَالِ، خُضُوعآ، قِيامآ، قَدْ أَلْجَمَهُمُ الْعَرَقُ، وَ رَجَفَتْ بِهِمُ الْأَرْضُ، فَأَحْسَنُهُمْ حَالا مَنْ وَجَدَ لِقَدَمَيْهِ مَوْضِعآ، وَ لِنَفْسِهِ مُتَّسَعآ.
İşte o gün (kıyamet), Allah’ın önce gelenleri de sonra gelenleri de hesaba çekmek, amellerinin karşılığını vermek için topladığı gündür. Herkes boyun eğmiş olarak ayakta beklemektedir. Ter ağızlarına gem vurmuş, yeryüzü onlarla beraber titremektedir. Onların içinde durumları en iyi olan, ayağını basacak yer bulup kendine geniş bir yer tutandır.
O gün, öyle bir gündür ki Allah, evvel gelenleri de, sonra gelenleri de soru için, yaptıklarının karşılığını vermek için toplar; herkes alçalmıştır, herkes ayaktadır, beklemektedir. Ter, ağızlarına gem vurmuştur; yer, onlarla beraber titremektedir. Halkın en iyi halde olanı, ayağını basacak yer bulanı, kendine
rahat bir alan elde edenidir.
و منها:
فِتَنٌ کَقِطَعِ الْلَّيْلِ الْمُظْلِمِ، لا تَقُومَ لَهَا قَائِمَةٌ، وَ لا تُرَدُّ لَهَا رَايَةٌ، تَأْتِيکُمْ مَزْمُومَةً مَرْحُولَةً:
يَحْفِزُهَا قَائِدُهَا، وَ يَجْهَدُهَا رَاکِبُهَا، أَهْلُهَا قَوْمٌ شَدِيدٌ کَلَبُهُمْ، قَلِيلٌ سَلَبُهُمْ، يُجَاهِدُهُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ قَوْمٌ أَذِلَّةٌ عِنْدَ الْمُتَکَبِّرِينَ، فِي الأَرْضِ مَجْهُولُونَ، وَ فِي السَّماءِ مَعْرُوفُونَ.
فَوَيْلٌ لَکِ يَا بَصْرَةُ عِنْدَ ذلِکَ، مِنْ جَيْشٍ مِنْ نِقَمِ الله! لا رَهَجَ لَهُ، وَ لا حَسَّ، وَسَيُبْتَلَى أَهْلُکِ بِالْمَوتِ الْأَحْمَرِ، وَالْجُوعِ الْأَغْبَرِ).
…Fitneler gece karanlığı gibi her yere iner, hiç kimse ve hiçbir bayrak ona karşı duramaz, gemlenmiş palanlı develer gibi size gelir, sürücüsü sürüp getirir, binicisi onu hızla koşturur. Ona binenin belası şiddetli, kayıpları azdır. Onlarla, ancak yeryüzünde tanınmayan fakat göklerde tanınan, mütekebbirler tarafından hor görülen bir topluluk Allah yolunda savaşır. İşte o zaman, eyvahlar olsun sana ey Basra! Sesi duyulmayan, tozu görülmeyen Allah’ın intikam ordusu geldiğinde senin halkın kızıl ölümle helak olur, yok edici bir açlığa düçar olur.
(Bu hutbeden):
Fitneler, gece karanlığı gibi her yanı kaplar, hiç kimse ona karşı duramaz, hiçbir bayrak ona karşı çıkamaz. O fitneler, gemlerini azıya almış, palanları vurulmuş, koşup gelirler; onları sürenler, sürüp getirirler. O fitneleri getirenlerin belâları çetindir; silâhları azdır. Onlarla, ancak ululananlara karşı hor görünen, yeryüzünde bilinmeyen, tanınmayan, fakat gökte tanınan bir topluluk, Allah yolundasavaşır. Yazık sana ey Basra, o fitneler gelip çatınca. yazık sana Allah’ın gazabından gelen o ordudan ki ne tozları belirir onların, ne sesleri duyulur. Yakın zamanda sende oturanlar ey Basra, kızıl ölüme çatarlar; kararmış, gövermiş açlığa uğrarlar.