وَقَالَ عَلَيهِ السَّلامُ
إِنَّ أَوْلَى النَّاسِ بِالْأَنْبِيَاءِ أَعْلَمُهُمْ بِمَا جَاءُوا بِهِ، ثُمَّ تَلا: «إِنَّ أَوْلَى النّاسِ بِإِبْراهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ آمَنُوا…» الاْيَةَ، ثُمَّ قَالَ: إِنَّ وَلِيَّ مُحَمَّدٍ مَنْ أَطَاعَ اللَّهَ وَإِنْ بَعُدَتْ لُحْمَتُهُ، وَإِنَّ عَدُوَّ مُحَمَّدٍ مَنْ عَصَى اللَّهَ وَإِنْ قَرُبَتْ قَرَابَتُهُ.
İnsanların nebilere en yakın olanları, onların (Allah tarafından) getirdiği şeyi en iyi bilenlerdir. İmam (a.s) daha sonra şu ayeti okudu: “Doğrusu insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar, bu Peygamber (Hz. Muhammed) ve iman edenlerdir.” Muhammed’in (s.a.a) dostu, Peygamber’e akrabalık bağı uzak olsa bile Allah’a itaat eden kimsedir; Muhammed’in düşmanı ise peygambere akrabalık bağı yakın olsa bile Allah’a isyan eden kimsedir.