وَ قَالَ عَلَيهِ السِّلَامُ
أُوصِيکُمْ بِخَمْسٍ لَوْ ضَرَبْتُمْ إِلَيْهَا آبَاطَ الأِبِلِ لَکَانَتْ لِذَلِکَ أَهْلاً: لا يَرْجُوَنَّ أَحَدٌ مِنْکُمْ إِلاَّ رَبَّهُ، وَ لا يَخَافَنَّ إِلاَّ ذَنْبَهُ، وَ لا يَسْتَحِيَنَّ أَحَدٌ مِنْکُمْ إِذَا سُئِلَ عَمَّا لا يَعْلَمُ أَنْ يَقُولَ: لا أَعْلَمُ، وَ لا يَسْتَحِيَنَّ أَحَدٌ إِذَا لَمْ يَعْلَمِ الشَّيْءَ أَنْ يَتَعَلَّمَهُ، وَ عَلَيْکُمْ بِالصَّبْرِ، فَإِنَّ الصَّبْرَ، مِنَ الإِيمَانِ کَالرَّأْسِ مِنَ الْجَسَدِ، وَ لا خَيْرَ فِي جَسَدٍ لارَأْسَ مَعَهُ، وَ لا فِي إِيمَانٍ لا صَبْرَ مَعَهُ.
Size beş şey vasiyet ediyorum; onlar için develerin (çabuk koşsunlar diye) koltukları altına (tabanlarınızla) vursanız da değer mi değer: Hiçbiriniz rabbinden başkasından bir şey ummasın; günahından başka bir şeyden korkmasın; kendisinden bilmediği bir şey sorulduğunda ‘bilmiyorum’ demekten utanmasın; bilmediği bir şeyi öğrenmekten de çekinmesin. Sabırlı olun; çünkü sabır imana nispetle cesette baş gibidir; başla birlikte olmayan cesette hayır olmadığı gibi, sabırla beraber olmayan imanda da hayır yoktur.