وَقَالَ عَلَيهِ السَّلَام
الزُّهْدُ کُلُّهُ بَيْنَ کَلِمَتَيْنِ مِنَ آلْقُرْآنِ: قَالَ آللّهُ سُبْحَانَهُ: (لِکَيْلاَ تَأْسَوْا عَلَى مَا فَاتَکُمْ، وَ لاَ تَفْرَحُوا بِمَا آتَاکُمْ) وَ مَنْ لَمْ يَأْسَ عَلَى آلْمَاضِي، وَ لَمْ يَفْرَحْ بِالاْتِي فَقَدْ أَخَذَ آلزُّهْدَ بِطَرَفَيْهِ.
Zühdün tümü, Kur’ân’ın iki kelimesi arasındadır. Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor: “Öyle ki elinizden çıkana karşı üzülmeyesiniz ve size verilenlere sevinmeyesiniz.”1 O hâlde, geçmişe üzülmeyen ve geleceğe sevinmeyen kimse, zühdün iki tarafını (geçmiş ve geleceğe itinasızlığı) da elde etmiştir.
…
1- Hadid/23