وَرُوِى أَنَّهُ (عليه السلام) کَانَ جَالِساً فِى أَصْحَابِهِ فَمَرَّتْ بِهِمُ امْرَأَةٌ جَمِيلَةٌ فَرَمَقَهَا الْقَوْمُ بِأَبْصَارِهِمْ،
فَقَالَ عَلَيهِ السَّلَام
إِنَّ أَبْصَارَ هذِهِ آلْفُحُولِ طَوَامِحُ؛ وَ إِنَّ ذلِکَ سَبَبُ هَبَابِهَا، فَإِذَا نَظَرَ أَحَدُکُمْ إِلَى آمْرَأَةٍ تُعْجِبُهُ فَلْيُلاَمِسْ أَهْلَهُ، فَإِنَّما هِيَ آمْرَأَتِهِ کَامْرَأَتِهِ.
فقال رجل من الخوارج: «قاتله اللّه کافراً ما أَفقهه» فوثب القوم ليقتلوه، فقال (عليه السلام): رُوَيْداً إِنَّما هُوَ سَبٌّ بِسَبٍّ، أَوْ عَفْوٌ عَنْ ذَنْبٍ!
Ashabıyla oturmakta iken güzel bir kadın önlerinden geçerken, oradakiler hep birden gözlerini kadına diktiler; bunun üzerine şöyle buyurdu:
Bu erkeklerin gözleri, (bir namahreme) dikilmiştir; bu dikiliş, şehvetin tahrik olmasına sebep olur. Sizden birinin gözü beğendiği ve hoşlandığı bir kadına ilişince, hemen gidip kendi zevcesine yaklaşsın. Çünkü o da kendi karısı gibi bir kadındır.
Haricîlerden biri İmam’a (a.s); “Allah kahretsin bu kâfiri, ne kadar da bilgilidir!” dediğinde halk onu öldürmek için üzerine hücum etti. İmam (a.s) bu durumu görünce şöyle buyurdu:
Yavaş olun! Bu bir sövgüdür; ya sövmekle karşılık verilir ya da günahı bağışlanır.