وَقَالَ عَلَيهِ السَّلَامُ
أَيُّهَا النَّاسُ، لِيَرَکُمُ آللّهُ مِنَ آلنِّعْمَةِ وَجِلِينَ، کَمَا يَرَاکُمْ مِنَ النِّقْمَةِ فَرِقِينَ! إِنَّهُ مَنْ وُسِّعَ عَلَيْهِ فِي ذَاتِ يَدِهِ فَلَمْ يَرَ ذلِکَ آسْتِدْرَاجاً فَقَدْ أَمِنَ مَخُوفاً، وَمَنْ ضُيِّقَ عَلَيْهِ فِي ذَاتِ يَدِهِ فَلَمْ يَرَ ذلِکَ آخْتِبَاراً فَقَدْ ضَيَّعَ مَأْمُولاً.
Ey insanlar, Allah nimet anında sizleri, belada olduğu gibi korkulu görmelidir. Kendine geniş bir nimet verilen kimse, bunu tedricî bir cezanın başlangıcı olarak görmezse, korkunç hâllerden güvene ermiş demektir. Darlığa düşen de bunun bir imtihan olduğunu bilmezse ümit edilen ecrini zayi etmiştir.