وَ قَالَ عَليهِ السَّلامُ
وَ قَدْ عَزّى الأَشْعَثَ بْنَ قَيْسٍ عَنِ ابْنٍ لَهُ:
يَا أَشْعَثُ، إِنْ تَحْزَنْ عَلَى آبْنِکَ فَقَدِ آسْتَحَقَّتْ مِنْکَ ذلِکَ الرَّحِمُ، وَ إِنْ تَصْبِرْ فَفِي آللّهِ مِنْ کُلِّ مُصِيبَةٍ خَلَفٌ. يَا أَشْعَثُ، إِنْ صَبَرْتَ جَرَى عَلَيْکَ آلْقَدَرُ وَ أَنْتَ مَأْجُورٌ، وَ إِنْ جَزِعْتَ جَرَى عَلَيْکَ آلْقَدَرُ وَ أَنْتَ مَأْزُورٌ؛ يَا أَشْعَثُ، ابْنُکَ سَرَّکَ وَ هُوَ بَلاَءٌ وَ فِتْنَةٌ، وَ حَزَنَکَ وَ هُوَ ثَوَابٌ وَ رَحْمَةٌ.
Eş’as b. Kays’a, oğlunun ölümünden dolayı başsağlığı dileyerek şöyle buyurdu:
Ey Eş’as! Eğer oğluna üzülüyorsan, bu yakınlığın bir gereğidir. Eğer sabredersen Allah’ın her musibete karşı bir mükâfatı vardır. Ey Eş’as, eğer sabredersen hakkında ilâhî takdir gerçekleşir ve ecrini alırsın; ama sabretmezsen yine ilâhî takdir gerçekleşir ve sen günahkâr sayılırsın. Ey Eş’as, oğlun (dünyaya geldiğinde) seni sevindirdi; bu senin için bir imtihan ve denemeydi ve (ölümüyle) seni üzdü; bu da senin için sevap ve rahmettir.