وَ قَالَ عَليهِ السَّلامُ
لِکُمَيْلِ بْنِ زِيادِ النَّخَعي:
يَا کُمَيْلُ، مُرْ أَهْلَکَ أَنْ يَرُوحُوا فِي کَسْبِ آلْمَکَارِمِ، وَ يُدْلِجُوا فِي حَاجَةِ مَنْ هُوَ نَائِمٌ. فَوَ الَّذِي وَسِعَ سَمْعُهُ الأَصْوَاتَ، مَا مِنْ أَحَدٍ أَوْدَعَ قَلْباً سُرُوراً إِلاَّ وَ خَلَقَ آللّهُ لَهُ مِنْ ذلِکَ السُّرُورِ لُطْفاً. فَإِذَا نَزَلَتْ بِهِ نَائِبَةٌ جَرَى إِلَيْهَا کَالْمَاءِ فِي آنْحِدَارِهِ حَتَّى يَطْرُدَهَا عَنْهُ کَمَا تُطْرَدُ غَرِيبَةُ الإِبِلِ.
Kumeyl b. Ziyad en-Nehaî’ye şöyle buyurdu:
Ey Kumeyl, ailene gündüzleri güzel huy kazanmaları peşinde gitmelerini, geceleriyse uyuyanların ihtiyaçlarını gidermeleri için gayret göstermelerini emret. Bütün sesleri duyana and olsun ki, kim bir gönlü hoşnut ederse, Allah o hoşnutluktan dolayı ona bir lütufta bulunur; ona bir bela eriştiği zaman, bu lütuf, suyun çukura aktığı gibi o belaya doğru akar ve yabancı develer sürüden kovulduğu gibi bu lütuf da o belaları öylece ondan kovar.