وَقَالَ (عليه السلام) وَقَدْ تُوُفِّيَ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ الاَْنْصَارِيُّ بِالْکُوفَةِ بَعْدَ مَرْجِعِهِ مَعَهُ مِنْ صِفِّينَ، وَکَانَ أَحَبَّ النَّاسِ إِلَيْهِ:
وَقَالَ عَلَيهِ السَّلامُ
لَوْ أَحَبَّنِي جَبَلٌ لَتَهَافَتَ.
مَعْنى ذلِکَ أنَّ الْمِحْنَةَ تَغْلُظُ عَلَيْهِ، فَتُسْرِعُ الْمَصائِبُ إلَيْهِ، وَلا يُفْعَلُ ذلِکَ إلاَّ بِالاْتْقِياءِ الاْبْرارِ وَالْمُصْطَفَيْنَ الاْخْيارِ، وَهذا مِثْلُ قَوْلِهِ (عليه السلام):
İmam’ın (a.s) sevgili yaranlarından olan Sehl b. Huneyf elEnsari Kûfe’de vefat edince şöyle buyurdu: Beni bir dağ bile sevse, parça parça olur.
Seyyid Razî şöyle diyor: Bu sözün anlamı şudur: Zorluklar ve sıkıntıları artar ve musibetlerin saldırısına uğrar. Bu takva ve iyilik sahibi kimselerin kaderidir. Nitekim 112. hikmette bu anlamı ifade etmektedir.