وَقَالَ عَلَيهِ السَّلامُ
يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لا يُقَرَّبُ فِيهِ إِلاَّ الْمَاحِلُ، وَلا يُظَرَّفُ فِيهِ إِلاَّ الْفَاجِرُ، وَلايُضَعَّفُ فِيهِ إِلاَّ الْمُنْصِفُ، يَعُدُّونَ الصَّدَقَةَ فِيهِ غُرْماً، وَصِلَةَ الرَّحِمِ مَنّاً، وَالْعِبَادَةَ اسْتِطَالَةً عَلَى النَّاسِ! فَعِنْدَ ذَلِکَ يَکُونُ السُّلْطَانُ بِمَشُورَةِ النِّسَاءِ، وَإِمَارَةِ الصِّبْيَانِ، وَتَدْبِيرِ الْخِصْيَانِ!.
İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki sadece (sultan ve padişahlara) söz taşıyanlar yakınlaşabilecek, sadece kötüler zarif ve zeki sayılacak ve sadece insaf sahipleri zayıf düşürülecek. O zaman sadaka zarar sayılacak, sıla-i rahim (akrabalara ihsan ve onlarla ilişki) bir minnet etme aracı hâline gelecek ve ibadet insanlara üstünlük taslama bahanesi olacak. İşte bu zamanda iktidar ve saltanat (hükümet ve yöneticilik) kadınların istişaresi, çocukların (tecrübesiz gençlerin) emirliği ve hizmetçilerin (aşağılık ve soysuz insanların) tedbir ve düşünceleri ile yapılacak.