وَقَالَ عَلَيهِ السَّلَامُ
الأَقَاوِيلُ مَحْفُوظَةٌ وَالسَّرَائِرُ مَبْلُوَّةٌ، وَ(کُلُّ نَفْسٍ بِمَا کَسَبَتْ رَهِينَةٌ)، وَالنَّاسُ مَنْقُوصُونَ مَدْخُولُونَ إِلاَّ مَنْ عَصَمَ آللّهُ: سَائِلُهُمْ مُتَعَنِّتٌ، وَمُجِيبُهُمْ مُتَکَلِّفٌ، يَکَادُ أَفْضَلُهُمْ رَأْياً يَرُدُّهُ عَنْ فَضْلِ رَأْيِهِ آلرِّضَى وَالسُّخْطُ، وَيَکَادُ أَصْلَبُهُمْ عُوداً تَنْکَؤُهُ آللَّحْظَةُ، وَتَسْتَحِيلُهُ آلْکَلِمَةُ آلْوَاحِدَةُ!
Allah nezdinde bütün sözler korunmuş, bütün sırlar aşikârdır ve “Her nefis kazandıklarının rehinidir.”1 Allah’ın koruduğu dışında tüm insanlar nakıs ve kusurludur. Soru soranlar halka eziyet eden, cevap verenler ise cevap vermede külfet içindedir. Onların en üstün görüşlüsünü, hoşnutluk ve gazap, güzel görüşünden alıkoymaktadır. Onların en sağlamını, bir bakış kırmakta veya bir kelime değiştirmektedir.
…
1- Müddessir/38