وَ قَالَ عَليهِ السَّلامُ
إِنَّ الطَّمَعَ مُورِدٌ غَيْرُ مُصْدِرٍ، وَ ضَامِنٌ غَيْرُ وَفِيٍّ، وَ رُبَّمَا شَرِقَ شَارِبُ آلْمَاءِ قَبْلَ رِيِّهِ؛ وَ کُلَّمَا عَظُمَ قَدْرُ الشَّيْءِ آلْمُتَنَافَسِ فِيهِ عَظُمَتِ الرَّزِيَّةُ لِفَقْدِهِ وَ آلأَمَانِيُّ تُعْمِي أَعْيُنَ آلْبَصَائِرِ، وَ آلْحَظُّ يَأْتِي مَنْ لاَ يَأْتِيهِ.
Tamah, insanı helake uğratandır, kurtaran değil; kefildir, vefa gösteren değil. Birçok su içen, suya kanmadan boğazına tıkanır. Rekabet edilen şey ne kadar büyük olursa, onu kaybetmenin musibeti daha büyük olur. Arzular basiret gözlerini köreltir ve nasip, peşinden koşmayana ulaşır.