وَقَالَ عَلَيهِ السَّلامُ
مَنْ أُعْطِيَ أَرْبَعاً لَمْ يُحْرَمْ أَرْبَعاً: مَنْ أُعْطِيَ الدُّعَاءَ لَمْ يُحْرَمِ الْإِجَابَةَ، وَمَنْ أُعْطِيَ التَّوْبَةَ لَمْ يُحْرَمِ الْقَبُولَ، وَمَنْ أُعْطِيَ الْإِسْتِغْفَارَ لَمْ يُحْرَمِ الْمَغْفِرَةَ، وَمَنْ أُعْطِيَ الشُّکْرَ لَمْ يُحْرَمِ الزِّيَادَةَ.
Kendisine dört şey verilen kimse, dört şeyden mahrum kalmaz: Dua verilen kimse icabetten; tövbe ihsan edilen kimse kabulden; istiğfar verilen kimse mağfiretten; şükür verilen kimse nimetin artmasından.
Seyyid Razî diyor ki: Allah’ın kitabı da bunu tasdik etmektedir. Zira Allah-u Teâlâ dua hakkında şöyle buyurmuştur: “Bana dua
edin, size icabet edeyim.”1 İstiğfar hakkında: “Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’a istiğfar ederse,
Allah’ı Gafur ve Rahim olarak bulur.”2 buyurmuştur. Şükür hakkında; “Eğer şükrederseniz nimetimi ziyadeleştiririm.”3 buyurmuştur. Tövbe hakkında ise; “Cehaletle bir kötülük işleyip de sonra hemen tövbe edenlerin tövbesi kabul edilir. İşte onlar, Allah’ın tövbelerini kabul ettiği kişilerdir. Allah, ilim ve hikmet sahibidir.”4 buyurmuştur.
…
1- Bakara/60
2- Nisa/110
3- İbrahim/7
4- Nisa/17