وَسُئِلَ عَنْ قُرَيْشٍ
فَقَالَ عَلَيهِ السَّلامُ
أَمَّا بَنُو مَخْزُومٍ فَرَيْحَانَةُ قُرَيْشٍ، نُحِبُّ حَدِيثَ رِجَالِهِمْ، وَالنِّکَاحَ فِي نِسَائِهِمْ. وَأَمَّا بَنُو عَبْدِ شَمْسٍ فَأَبْعَدُهَا رَأْياً، وَأَمْنَعُهَا لِمَا وَرَاءَ ظُهُورِهَا.
وَأَمَّا نَحْنُ فَأَبْذَلُ لِمَا فِي أَيْدِينَا، وَأَسْمَحُ عِنْدَ الْمَوْتِ بِنُـفُوسِنَا، هُـمْ أَکْثـَرُ وَأَمْکَرُ وَأَنْکَرُ، وَنَحْنُ أَفْصَحُ وَأَنْصَحُ وَأَصْبَحُ.
Kureyş hakkında sorduklarında şöyle buyurdu:
Mahzumoğulları’na gelince; onlar Kureyş’in gülleridir; erkekleriyle konuşmayı ve kadınlarıyla evlenmeyi severiz. Abduşşemsoğulları’na gelince; onlar ileri görüşlü ve arkalarında olanları (mal ve evlatları) daha çok savunandırlar. Biz Haşimoğulları’na gelince; elimizde olanı bağışlarız, ölüm anında (din yolunda) canlarımızı vermede cömert davranırız. Abduşşemsoğulları sayıca daha çok, hilekâr ve çirkindirler. Biz ise daha fasih, daha hayır isteyen ve daha güzel yüzlüyüz.