أَلا وَ إِنَّ الْقَوْمَ اخْتَارُوا لِأَنْفُسِهِمْ أَقْرَبَ الْقَوْمِ مِمَّا تُحِبُّونَ، وَ إِنَّکُمُ اخْتَرْتُمْ لِأَنْفُسِکُمْ أَقْرَبَ الْقَوْمِ مِمَّا تَکْرَهُونَ. وَ إِنَّمَا عَهْدُکُمْ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ بِالْأَمْسِ يَقُولُ: «إِنَّهَا فِتْنَةٌ، فَقَطِّعُوا أَوْتَارَکُمْ، وَ شِيمُوا سُيُوفَکُمْ». فَإِنْ کَانَ صَادِقاً فَقَدْ أَخْطَأَ بِمَسِيرِهِ، غَيْرَ مُسْتَکْرَهٍ، وَ إِنْ کَانَ کَاذِباً فَقَدْ لَزِمَتْهُ التُّهَمَةُ. فَادْفَعُوا فِي صَدْرِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَبَّاسِ، وَ خُذُوا مَهَلَ الْأَيَّامِ، وَ حُوطُوا قَوَاصِيَ الْإِسْلامِ. أَلا تَرَوْنَ إِلَى بِلادِکُمْ تُغْزَى، وَ إِلَى صَفَاتِکُمْ تُرْمَى؟
Dikkatinizi çekerim! Onlar sevdiklerine en yakın kişiyi (Amr b. As’ı) seçtiler, siz ise sevmediklerinize en yakın kişiyi (Ebu Musa el-Aş’arî’yi) seçtiniz. Sizin işiniz Abdullah İbn Kays (Ebu Musa el-Aş’arî) gibi kimselere kaldı. O dün, “Bu, bir fitnedir, yaylarınızın ipini koparın, kılıçlarınızı kınına sokun.” diyordu. Eğer doğru söylediyse, zorlanmadığı hâlde gelmekle hata etti. Eğer yalan söylediyse, töhmet altına girdi. Amr b. As’ı, Abdullah İbn Abbas ile defedin. Fırsattan faydalanın, İslâm’ın uzak şehirlerini gözetip koruyun. Görmüyor musunuz şehirleriniz savaş meydanına dönüşmüş, evleriniz düşmanın oklarına hedef olmuştur!
Bilin ki onlar, toplumun içinden kendilerince sevilen, istenen en yakın kişiyi seçtiler. Sizse istemediğiniz, sevmediğiniz en yakın kişiyi seçtiniz. Abdullah bin Kays’in dün dediklerini hatırlayın; diyordu ki: Bu bir fitnedir, Müslümanlar arasında hakla batıl belli değildir; yaylarınızın zırhlarını kesin; kılıçlarınızı kınlarına sokun.1
Doğru söylüyorduysa zorlanmadan gitmekte yanıldı; yalan söylüyorduysa töhmet altına girdi. Amr ibn’il-Âs’a karşı Abbas oğlu Abdullah’ı gönderin; fırsattan faydalanın; İslâm’ın elinde olan uzak şehirleri kaplayın, kavrayın, koruyun. Görmüyor musunuz ki şehirlerinizde savaşıyorlar; onları elde etmeyi umuyorlar.
…
1 – Abdullah ibn-i kays, Ebu-Mûsâ’l-Aş’arî’dir. Daha Cemel savaşından önce halka, haklı kimdir, haksız kim, bilen yok; onun için Ali’nin dâvetine uymayın, ona uyup savaşa girişmeyin diyordu. Bu zat, Osman zamanında Basra vâlisiydi. Emir’ül- Müminin (a.s),onu azletmişti. Bu yüzden de Emir’ülMü’minin’e kin beslemekteydi. Hâriciler, bilhassa bu zâtın hakem olmasını istediler, ısrâr ettiler; Hazreti Emir’in tayin etmek istediği Abdullah b.
Abbas’ı kabûl etmediler. Ebû-Mûsâ’l-Aş’arî, Muaviye’ye uyup Hz. Emir’e, Hâşâ, lânet edenlerden ve Hz. Emir tarafından lânet edilenlerdendir. Hicretin kırk dördüncü yılında ölmüştü (Tenkihe, 2, s.203).