وَمِن خُطبَةٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
کانَ يَسْتَنْهِضُ بِها أصْحابَهُ إلى جِهادِ أهْلِ الشَّامِ فِي زَمانِهِ
اَللّهُمَّ أَيُّمَا عَبْدٍ مِنْ عِبَادِکَ سَمِعَ مَقَالَتَنَا آلْعَادِلَةَ غَيْرَ آلْجَائِرَةِ، وَآلْمُصْلِحَةَ غَيْرَ آلْمُفْسِدَةِ، فِي آلدِّينِ وَ آلدُّنْيَا، فَأَبَى بَعْدَ سَمْعِهِ لَهَا إِلاَّ النُّکُوصَ عَنْ نُصْرَتِکَ، وَ آلْإِبْطَاءَ عَنْ إِعْزَازِ دِينِکَ، فَإِنَّا نَسْتَشْهِدُکَ عَلَيْهِ يَا أَکْبَرَ آلشَّاهِدينَ شَهَادَةً، وَ نَسْتَشْهِدُ عَلَيْهِ جَمِيعَ مَا أسْکَنْتَهُ أَرْضَکَ وَسَماواتِکَ، ثُمَّ أَنْتَ بَعْدُ آلْمُغْنِي عَنْ نَصْرِهِ، وَ آلاْخِذُ لَهُ بِذَنْبِهِ.
Arkadaşlarını Şam halkına karşı savaşmak için ayağa kaldırdığı zaman şöyle buyurdu:
Allah’ım! Hangi kulun, bizim zulme bulaşmayan adil olan, bozguncu olmayan, hem dini, hem de dünyayı islah edici sözlerimizi duyduktan sonra kabul etmez, senden yardımını esirger ve senin dinini aziz kılmaktan çekinir! Ey şahitlerin en yücesi seni ve yer ile göklerde yerleştirdiklerinin hepsini onun (bundan çekinenin) aleyhine şahit tutarız. Sen onun yardımından mustağni ve onu kendi günahlarıyla cezalandıransın.
Ashabı Şamlılarla savaşta zaaf gösterince buyurdular ki:
Allah’ım, kullarından hangi kul, bizim cevre, zulme dayanmayan, adaletin ta kendisi olan, dinde, dünyada bozgunculuğa sebep olmayan, hem dîni, hem dünyâyı düzene sokan sözlerimizi duydu da duyduktan sonra kabûl etmedi, senin dînine yardım etmediyse, senin dînini üstün etmekten çekindiyse, ey tanıkların ulusu, senin ona tanık olmanı, onun aleyhinde yeryüzünde ve göklerinde bulunanların hepsinin de tanıklık etmesini dileriz. Sen de ona artık yardım etme, etmezsin de; onu günahıyla azaplandır, azaplandırırsın da.