وَ مِنَ الْکَلَام لَه (عليه السلام)
بَعْدَ مَا بُويِعَ بِالخِلافَةِ
وَقَدْ قَالَ لَهُ قَوْمٌ مِن الصَّحَابَةِ: لَوْ عَاقَبْتَ قَوْمآ مِمَّنْ أجْلَبَ على عُثْمانَ؟ فقال (عليه السلام)
يَا إِخْوَتَاهُ! إِنِّي لَسْتُ أَجْهَلُ مَا تَعْلَمُونَ، وَ لکِنْ کَيْفَ لِي بِقُوَّةٍ وَ آلْقَوْمُ آلْمُجْلِبُونَ عَلَى حَدِّ شَوْکَتِهِمْ، يَمْلِکُونَنَا وَ لا نَمْلِکُهُمْ! وَ هَاهُمْ هؤُلاءِ قَدْ ثَارَتْ مَعَهُمْ عِبْدَانُکُمْ، وَ آلْتَفَّتْ إِلَيْهِمْ أَعْرَابُکُمْ، وَ هُمْ خِلالَکُمْ يَسُومُونَکُمْ مَا شَاؤُوا؛ وَ هَلْ تَرَوْنَ مَوْضِعآ لِقُدْرَةٍ عَلَى شَيْءٍ تُرِيدُونَهُ! إِنَّ هذَا آلأَمْرَ أَمْرُ جَاهِلِيَّةٍ، وَ إِنَّ لِهوُلاءِ آلْقَوْمِ مَادَّةً. إِنَّ النَّاسَ مِنْ هذَا آلأَمْرِ ـ إِذَا حُرِّکَ ـ عَلَى أُمُورٍ: فِرْقَةٌ تَرَى مَا تَرَوْنَ، وَ فِرْقَةٌ تَرَى ما لا تَرَوْنَ، وَ فِرْقَةٌ لا تَرَى هذَا وَ لا ذَاکَ، فَاصْبِرُوا حَتَّى يَهْدَأَ النَّاسُ، وَ تَقَعَ آلْقُلُوبُ مَوَاقِعَهَا، وَ تُؤْخَذَ آلْحُقُوقُ مُسْمَحَةً؛ فَاهْدَؤُوا عَنِّي، وَ آنْظُرُوا مَاذَا يَأْتِيکُمْ بِهِ أَمْرِي، وَ لا تَفْعَلُوا فَعْلَةً تُضَعْضِعُ قُوَّةً، وَ تُسْقِطُ مُنَّةً، وَ تُورِثُ وَ هْنآ وَ ذِلَّةً. وَ سَأُمْسِکُ آلأَمْرَ مَا آسْتَمْسَکَ. وَ إِذَا لَمْ أَجِدْ بُدّآ فَآخِرُ الدَّواءِ آلْکَيُّ.
Halife olarak kendisine biat edildikten sonra, arkadaşlarından bazıları kendisine, “Osman’ı öldürenleri keşke cezalandırsaydın?…” dediler. Bunun üzerine şu konuşmayı yaptı:
Kardeşler! Bildiklerinizden habersiz değilim. Fakat benim ne kuvvetim var ki! Bu işte eli olanlar son derece güçlü; bize hükmediyorlar, biz onlara hükmedemiyoruz! İşte bu toplum coştu, köleleriniz de onlarla beraber coştular. Bedevileriniz de onlara katıldı. Onlar aranıza karıştı. Size, diledikleri eziyeti ediyorlar. Dilediğinizi yapma gücünü kendinizde görüyor musunuz? Bu iş cahiliye işlerindendir. Bu toplumun yar ve yardımcıları var. İnsanlar bu iş için harekete geçirildiğinde ayrılığa düşüyorlar; bir bölük sizin gördüğünüzü, öbürü sizin görmediğinizi, diğerleri ise ne bunu ne de öbürünü görüyor.
O hâlde halk sakinleşinceye, gönüller yatışıncaya, haklar kolaylıkla alınıncaya kadar sabredin. Sakin olun, size vereceğim emrimi bekleyin. Kuvveti zayıflatacak, kudreti giderecek, gevşekliğe ve zillete düşürecek işlere kalkışmayın. Mümkün olduğu kadar bu işi iyilikle halletmeye çalışacağım. Eğer başka çare bulamazsam, son çare yarayı dağlamaktır (savaşmaktır).
Biatten sonra Osman’ı öldürenlerin cezâlandırılmasını isteyenlere buyurdular ki:
Kardeşler, sizin bildiklerinizi ben bilmiyor değilim; fakat bu işi yapan toplum son derece kuvvetli; onlar bize hükmetmede; biz onlara hükmedemiyoruz; ne kuvvetim var ki? Bunlar bir toplum ki coştular, köpürdüler, kullarınız da onlarla beraber coştular, köpürdüler; çölde oturanlarınız da onlarla katıldılar; onlar da sizin aranızda; dilediklerini teklif ediyorlar size. Dilediğiniz bir şeyi yapmaya kendinizde bir güç- kuvvet görüyor musunuz? Bu iş, gerçekten de Câhiliyye işlerinden biri. Bu toplumun yardımcıları var. İnsanlar, bu iş için harekete getirildi mi, birkaç bölüğe ayrılmada: Bir bölüğü sizin gördüğünüzü görmede, öbür bölüğü görmediğinizi görmede; diğer bölüğüyse ne onu görmede, ne bunu görmede.
İnsanlar kendine gelinceye, yatışıncaya, hak-hukuk kolaylıkla alınıncaya dek sabredin. Bana uyun, ne yapaca-ğıma bakın; kuvveti zayıflatacak, kudretli giderecek işi gevşetip aşağılaştıracak bir işe kalkmayın. Yakında bu işi, oluruna giderek bir hale- yola koyacağım; başa bir çare bulamazsam, artık son ilâç, yarayı dağlamaktır.