Basra halkına hitab etmekte ve gelecekten haber vermektedir:
Hutbe 156 – Basra Halkına Hitap ve Gelecek Olaylardan Haber
Çeviri
Basra halkına hitab etmekte ve gelecekten haber vermektedir:
O zaman (fitneler zamanında) kendini aziz ve yüce olan Allah’a vermeye güç yetiren, öyle yapsın. Eğer bana itaat ederseniz Allah’ın izniyle meşakkatli ve acılarla dolu da olsa bile, sizi cennet yoluna götürürüm.
Ama o kadın ise, kadınların reylerine kapıldı, gönlündeki kin boyuna kaynayan demirci kazanı gibi kaynamaktadır.
Bana yaptığını bir başkasına yapması istense yapmazdı. Yine de ben ona önceki gibi hürmet ederim. Hesap, yüce Allah’a aittir.
(İslâmî) Yol, apaçık bir yol ve apaydın bir meşaledir. Salih amel imana; iman, salih amellere delalet eder. İlim, imanla yaşatılır. İlimle, ölümden korkulur. Dünya ölümle biter. Ahiret, dünya ile kazanılır. Kıyametle cennete yaklaşılır ve Cehennem azgınlara zahir olur. Halk için Kıyamet dışında dur durak yoktur; telaş içinde varacakları o son noktaya doğru koşuştururlar.
…Halk kabirlerinden çıkıp varacakları son noktaya varırlar. Her evin (cennet ve cehennemin) bir ehli vardır; değiştirilmez ve başka bir yere nakledilmezler.
Marufu emredip, münkerden nehyetmek Allah’ın huylarından iki huydur; bunlar ne kimseye ecelini yaklaştırır, ne de hiçbir rızkını azaltır. Tutunulacak sağlam bir ip, aydınlatıcı bir nur, şifalı bir kaynak, susamışların susuzluğunu gideren, ona sarılıp tutanı koruyan ve asılanı kurtaran Allah’ın kitabına sarılın. Eğrilmediği için düzeltilmesi, sapmadığı için özür dilemesi gerekmez. Çok okunmaktan, çok dinlenmekten yıpranmaz. Onunla konuşan doğru konuşur; onunla amel eden kazanır.
Birisi kalkıp, “Ey müminlerin emiri, bize fitneden haber ver; Resulullah’a bunu sordun mu?” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali şöyle buyurdu:
Noksan sıfatlarından münezzeh olan Allah katından “Elif, Lam Mim. İnsanlar inandık demekle sınanmadan bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar!”1 ayeti indiğinde anladım ki, Resulullah (s.a.a) aramızdayken bize fitne inmez. “Ey Allah’ın Resulü, Allah’ın bu ayetle sana haber verdiği fitne nedir?” dedim. “Ey Ali, ümmetim benden sonra fitneye düşecektir.” dedi. “Ya Resulullah, Uhud günü Müslümanlardan bir grup şehit olmuş, bense şahadete erişememiştim ve bu bana pek ağır gelmişti de, ‘Müjdelerim seni, şahadet arkandadır.’ dememiş miydin?” diye sordum. “Evet dediğin gibidir! O zaman nasıl sabredeceksin?” deyince de, ben “Ey Allah’ın Resulü, bu sabır yeri değil; müjde ve şükür yeridir.” dedim.
…
1- Rum/1-2
O da,”Ey Ali! Bu kavim mallarıyla aldanacak, dinleriyle Rablerine minnet etmeye kalkışacak, rahmetini dileyecek, azabından emin olacak. Haramını yalancı şüpheler ve gaflete düşürücü isteklerle helal kılarlar. Böylece içkiye nebiz (şıra), rüşvete hediye, faize alışveriş adını takarak helal sayarlar.” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü, bu çağda onları hangi konağa indireyim? Dinden dönmüş mü sayayım; fitneye düşmüş mü sayayım?” dedim. O da, “Fitneye düşmüş kabul et.” buyurdu.