Peygamber ve Kur’ân’ın azametini beyan etmekte ve Ümeyyeoğulları’nın durumunu haber vermektedir:
Hutbe 158 – Peygamber ve Kur’ân
Çeviri
Peygamber ve Kur’ân’ın azametini beyan etmekte ve Ümeyyeoğulları’nın durumunu haber vermektedir:
Onu, (Hz. Muhammed’i) resullerin yollanmasına ara verildiği, ümmetlerin uzun gaflet uykusuna dalıp gittiği, sağlamlığın çözüldüğü bir zamanda gönderdi. O, onlara kendilerinde bulunanı tasdik eden, uyulması gereken nur ile geldi. Bu Kur’ân’dır, onu konuşturmaya çalışın; ama o konuşmaz. Lakin ben ondan haber vereyim size; geleceğin bilgisi, geçmişe ait haberler, derdinizin ilacı, aranızdaki düzenin gerektirdiği her şey ondadır.
…Bu zamanda, zalimlerin dertlendirmediği, işkencelerin zulmünün girmediği, kerpiçten yapılmış yahut kilimden kurulmuş hiçbir ev ve çadır kalmaz. Ama o günde (hesap gününde) ise zalimler için ne gökte şefaat dileyen, ne de yerde yardımcılar kalır. İşte ehli olmayanı seçtiniz; işi kaynağından başka yere götürdünüz. Allah’ın yiyeceklerini zakkum, içeceklerini zehir ve acı kılarak lokmaya karşılık lokmayla, yuduma karşılık yudumla zalimlerden intikam alması pek yakındır. İçerden korkuyu, dışardan ise kılıcı onlara hâkim kılacak. Onlar suçları yüklenmiş merkepler, günahları taşıyan develerdir.
Yemin üstüne yemin ederim, Ümeyyeoğulları benden sonra bu devleti, balgamı ağızlarından atar gibi atacaklar. Zaman ilerledikçe, gece gündüzü kovaladıkça onu bir daha ebediyen tadamayacaklardır.