وَمِن خُطبَةٍ لَهُ عَلَيهِ السِّلامُ
يُقَرِّرُ فَضِيلَةَ الرَّسُولِ الکَرِيمِ (صلي الله عليه و آله)
بَعَثَهُ وَ النَّاسُ ضُلاَّلٌ فِي حَيْرَةٍ، وَ حَاطِبُونَ فِي فِتْنَةٍ، قَدِ اسْتَهْوَتْهُمُ الأَهْوَاءُ، وَ اسْتَزَلَّتْهُمُ الْکِبْرِيَاءُ، وَ اسْتَخَفَّتْهُمُ الْجَاهِليَّةُ الْجَهْلاَءُ؛ حَيَارَى فِي زَلْزَالٍ مِنَ الأَمْرِ، وَ بَلاَءٍ مِنَ الْجَهْلِ، فَبَالَغَ صَلَّى اللّهُ عَلَيهِ و آلِهِ فِي النَّصِيحَةِ، وَمَضَى عَلَى الطَّرِيقَةِ، وَدَعَا إِلَى الْحِکْمَةِ، وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ.
Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) faziletlerini beyan etmektedir:
Allah onu insanlar şaşkınlık içinde delalete düşmüşken gönderdi. Fitneye dalmışlar, heva ve hevesleri onları azdırmıştı.
Büyükleri aşağılayarak, cahilleri de cehalete düşürerek düşkünlüğe uğramışlardı. İşlerinde şaşırarak şaşkına dönmüşler, bilgisizlikleri yüzünden belaya uğramışlardı. O, (Hz. Muhammed) öğüt vermek için çok uğraştı; doğru yolda yürüdü, onları hikmete ve güzel öğüde davet etti.
Hazreti Muhammed sallâlhahu aleyhi ve âlihi ve sellem Hakkında
Allah onu öyle bir çağda yolladı ki, insanlar sapmış- lardı, şaşırmışlardı. Fitne yoluna ayak atmadaydılar; olmayacak şeyler, onları doğru yoldan alıkoymuştu. Büyükler (büyük sandıkları kişiler), onları gerçek yoldan saptırmış-lardı; bilgisizler, bilgisizlikle onları aşağılatmışlardı. İşlerinde şaşkına dönmüşlerdi; cehil yüzünden belâya düşmüşlerdi. Onlara öğüt vermede direndi; doğru yola yürüdü; onları hikmete, güzel öğüte çağırdı.