وَمِن کَلامٍ لَهُ عَلَيهِ السَّلامُ
يُشِيرُ فِيْه إلى ظُلْمِ بَنِي أُمَيَّةَ
وَاللهِ لايَزَالُونَ حَتَّى لايَدَعُوا لِلّهِ مُحَرَّمآ إِلاَّ اسْتَحَلُّوهُ، وَلا عَقْدآ إِلاَّ حَلُّوهُ، وَحَتَّى لا يَبْقَى بَيْتُ مَدَرٍ وَلا وَبَرٍ إلاَّ دَخَلَهُ ظُلْمُهُمْ وَ نَبَا بِهِ سُوءُ رَعْيِهِمْ، وَحَتَّى يَقُومَ الْبَاکِيَانِ يَبْکِيَانِ: بَاکٍ يَبْکِي لِدِينِهِ، وَ بَاکٍ يَبْکِي لِدُنْيَاهُ، وَ حَتَّى تَکُونَ نُصْرَةُ أَحَدِکُمْ مِنْ أَحَدِهِمْ کَنُصْرَةِ الْعَبْدِ مِنْ سَيِّدِهِ، إذا شَهِدَ أَطَاعَهُ، وَ إِذَا غَابَ اغْتَابَهُ، وَ حَتَّى يَکُونَ أَعْظَمَکُمْ فِيهَا عَنَاءً أَحْسَنُکُمْ بِاللهِ ظَنّآ، فَإِنْ أَتَاکُمُ اللهُ بِعَافِيَةٍ فَاقْبَلُوا، وَ إِنِ ابْتُلِيتُمْ فَاصْبِرُوا، فَإِنَّ «الْعَاقَبَة لِلْمُتَّقِينَ».
Ümeyyeoğulları’nın zulmüne işaret etmektedir:
Allah’a andolsun, Allah’ın bütün haramını helal saymadan, bütün dini bağları çözmeden bu işi bırakmazlar. Zulümlerinin girmediği bir ev veya çadır; kötü muamelelerinden yıkılmamış, terk edilmemiş bir yurt kalmaz. Öyle ki sonunda iki çeşit ağlayan belirir: Biri dinine ağlar, öbürü dünyasına.
Sizden birinin onları yenmesi, kölenin efendisini yenmesi gibidir. Gördüğünde itaat eder, görmediğinde aleyhinde konuşur. O çağda en büyük derde uğrayanınız, Allah’a güzel zanda bulunanız olur. Allah size afiyet ve selâmetlik verirse ona yönelin, derde, belaya uğrarsanız sabredin. Çünkü “akıbet muttakilerindir.”1
…
1- Hud/49
(Ümeyyoğulları hakkında:)
Andolsun Allah’a ki Ümeyyeoğulları, Allah’ın hiçbir harâmını helâl saymadan, hiçbir dînî bağı çözmeden bırakmazlar bu işi. Taşla, kerpiçle yapılmış bir ev, ovaya kurulmuş bir çadır kalmaz ki zulümleri, oraya girmemiş olsun; hiçbir yurt bulunmaz ki onların cevrine karşı koysun da yıkılmadan dursun. Bir dereceye dek ki iki çeşit ağlayan belirir: Biri dînine ağlar, biri dünyâsına ağlar. Bir dereceye dek ki içinizden birisi, onların birinden, ancak kölenin,
sâhibinden alabildiği kadar öç alabilir; onu gördü mü buyruğuna uyar; görmezse aleyhinde sözler söyler. Bir dereceye dek ki o fitne çağında en büyük derde uğrayanınız, Allah’a en güzel zanda bulunanınız olur. Allah sizi, o çağda derde uğratmazsa, düştüğünüz belâya dayanın, derde uğratırsa sabredin; “Çünkü son, Allah’tan çekinenlerindir.” (7, A’râf, 128).