وَمِن کلامٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ
وَفِيهِ جُمْلَةٌ مِنْ صِفَاتِ الرُّبُوبِيَّةِ وَالْعِلْمِ الإِلهِيّ
أَلْحَمْدُلِلهِ آلَّذِي بَطَنَ خَفِيَّاتِ آلْأُمُورِ، وَدَلَّتْ عَلَيْهِ أَعْلاَمُ الظُّهُورِ، وَآمْتَنَعَ عَلَى عَيْنِ آلْبَصِيرِ. فَلاَعَيْنُ مَنْ لَمْ يَرَهُ تُنْکِرُهُ، وَلاَقَلْبُ مَنْ أَثْبَتَهُ يُبْصِرُهُ. سَبَقَ فِي آلْعُلُوِّ فَلاَ شَىْءَ أَعْلَى مِنْهُ، وَقَرُبَ فِي آلدُّنُوِّ فَلاَ شَيْءَ أَقْرَبُ مِنْهُ. فَلا آسْتِعْلاؤُهُ بَاعَدَهُ عَنْ شَيْءٍ مِنْ خَلْقِهِ، وَلاَقُرْبُهُ سَاوَاهُمْ فِي آلْمَکَانِ بِهِ. لَمْ يُطْلِعِ آلْعُقُولَ عَلَى تَحْدِيدِ صِفَتِهِ، و لَمْ يَحْجُبْهَا عَنْ وَاجِبِ مَعْرِفَتِهِ، فَهُوَ الَّذِي تَشْهَدُ لَهُ أَعْلاَمُ آلْوُجُودِ، عَلَى إِقْرَارِ قَلْبِ ذِي آلْجُحُودِ، تَعَالَى آللهُ عَمَّا يَقولُهُ آلْمُشَبِّهُونَ بِهِ وَآلْجَاحِدُونَ لَهُ عُلوّآ کَبِيرآ!
Hz. Ali, Allah-u Teâlâ’nın sıfatları hakkında şöyle buyuruyor:
Hamd Allah’a mahsustur ki tüm işlerin gizliliklerini bilir, açık nişaneler (varlıklar) O’nun varlığına delalet eder. Görenlerin gözüne gözükmez. O hâlde O’nu görmeyenin gözü, O’nu inkâr edemez. (zira eserlerini görmektedir.) O’nu kalbiyle görenler, zatının künhüne eremez. Yücelikte önceliklidir ve O’ndan daha yüce bir varlık yoktur. Tüm yaratıklarına yakındır ve O’ndan daha yakın bir varlık yoktur. Yüceliği O’nu yaratıklarından hiç uzaklaştırmamıştır. Yakınlığı da O’nu yaratıklarıyla bir mekânda eşit kılmamıştır. Akılları sıfatlarının sınırlarından haberdar kılmamıştır. (Zira sıfatları da zatı gibi sınırsızdır.) Ama O’nu kendilerine farz olduğu kadarıyla tanımaktan hiç kimseyi alıkoymamıştır. Bütün varlık âlemi, hatta (diliyle) inkâr edenlerin bile kalben O’nu ikrar ettiğine tanıklık etmektedir. Allah kendini yaratıklarına teşbih edenlerin veya inkârcıların söylediklerinden münezzehtir, çok daha yücedir, büyüktür.
Hamd Allah’a ki işlerin gizliliklerini örttü, gizledi; fakat ona bütün gizlilikler âşikâr, her şeyden kudretini, sanatını bildiren bir delil eder izhâr; her yanda delilleri berkarar. Gören O’nu göremez; ama görmeyen göz de inkâr edemez; nitekim O’nun varlığını ispat eden gönül de onu göremez. Yücelikte en üstündür; O’ndan üstün bir varlık olamaz; yakınlıkta en yakındır; O’ndan yakın bir var bulunamaz. Ne yüceliği, yarattığı bir şeyden uzaklaştırır O’nu; ne
yakınlığı yarattıklarıyla eşit eder O’nu. Akıllara sıfatlarını sınırlamayı bildirmemiştir; ama O’nun varlığını, birliğini tanımaktan da onları perdelememiştir. Öyle bir vardır, birdir ki varlık nişaneleri, O’na şehâdet eder, inâdına inkâr edenin gönlü bile varlığını ikrâr eyler. Allah, O’nu yaratıklara benzetenleri, yahut inat edip inkâr edenlerin söyledikleri sözlerden yüce mi, yücedir.1
…
1 – “Kendileri de bunlara adamakıllı inandıkları, bunları iyice bilip anladıkları halde zulümle, ululanmayla inâdına inkâr ettiler; bak da gör bozguncuların sonu ne oldu” (Neml,14).