وَمِن خُطبَةٍ لَهَ عَلَيهِ السَّلامُ
وَفِيهَا يَصِفُ أصْحَابَهُ بِصِفِّينَ حِينَ طَالَ مَنَعُهُمْ لَهُ مِنْ قِتَالِ أهْلِ الشَّامِ
فَتَدَاکُّوا عَلَيَّ تَدَاکَّ آلْإِبِلِ آلْهِيمِ يَوْمَ وِرْدِهَا وَقَدْ أَرْسَلَهَا رَاعِيهَا، وَخُلِعَتْ مَثَانِيهَا؛ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُمْ قَاتِلِيَّ، أَوْ بَعْضُهُمْ قَاتِلُ بَعْضٍ لَدَيَّ. وَقَدْ قَلَّبْتُ هذَا آلْأَمْرَ بَطْنَهُ وَظَهْرَهُ حَتَّى مَنَعَنِي النَّوْمَ، فَمَا وَجَدْتُنِي يَسَعُني إِلاَّ قِتَالُهُمْ أَوِ الْجُحُودُ بِمَا جَاءَ بِهِ مُحَمَّدٌ (صلي الله عليه و آله)، فَکَانَتْ مُعَالَجَةُ آلْقِتَالِ أَهْوَنَ عَلَيَّ مِنْ مُعَالَجَةِ الْعِقَابِ وَمَوْتَاتُ الدُّنْيَا أَهْوَنَ عَلَيَّ مِنْ مَوْتَاتِ آلاْخِرَةِ.
Hz. Ali, halkın kendine biat etmesi hususunda ve bazılarının da kendisini Muaviye ile savaştan nehyetmesi üzerine şöyle buyurmuştur:
Halk (bana biat etmek için) ipleri çözülmüş ve çobanı tarafından salıverilmiş, susamış develerin su içerken birbirlerini ezip geçmesi gibi bana doğru saldırdılar. Öyle ki beni veya bazılarının diğer bazılarını öldüreceklerini sandım. Bu işin içini-dışını alt-üst ettim, irdeledim. Bu yüzden (günlerce) uyuyamadım.
Sonunda onlarla savaşmaktan veya Muhammed’in (s.a.a) getirdiğini (dini) inkâr etmekten başka bir çaremin olmadığını gördüm. (bu iki çareden) savaş çaresinin Allah’ın azabceza çaresinden; dünya meşakkatinin, ahiret meşakkatinden daha kolay olduğunu anladım, bildim.
Kendilerine biat edilirken halkın hâli hakkında buyurdular ki:
Ayaklarının bağları çözülmüş, çobanları tarafından başı boş bırakılmış susuz develerin su başında biriktikleri gibi biriktiler; yanlarını birbirlerine sürterek saldırdılar; öylesine ki beni öldürecekler, yahut da bâzısı bâzısını gözümün önünde öldürecek sandım. Bu işin önünü ardını evirdim, çevirdim; dikkat edip baktım; uykularım dağıldı gitti.
Sonunda da onlarla savaşmak, yahut da Muhammed sallallahu aleyhi ve âlihî vesselem’e gelenleri inkâr etmek gerekti. Savaşa katlanmak azâba katlanmaktan daha ehven göründü bana; dünya ölümleri âhiret ölümlerinden daha yeğ geldi bana.1
1 – Bu sözlerin ilk hilâfetlerinde biati anlatmakla beraber son cümlelere nazaran Cemel ve Sıffin’den sonra söylendi-ğini sanıyoruz.