logo

Nehcü'l-Belağa
İmam Ali’nin Hutbeleri, Mektupları ve Hikmetleri

logo

Hutbe 34 – Şam Halkı ile Savaş

Çeviri

Hz. Ali Nehrevan’da Haricîlerle yaptığı savaşın ardından ordusuna Kûfe’nin dışında Nuheyle denen yerde toplanmasını ve Şam ordusuyla cihada hazırlanmasını emretti. Ama Hz. Ali’nin askerleri itaat etmeyerek Kûfe’ye evlerine kapandılar. Hz. Ali daha sonra Kûfe’ye dönüp halkı yeniden cihada davet ettiyse de itaat edilmedi. Hz. Ali bu yüzden üç gün sonra halka şöyle hitab etti:

Yuh olsun, yazıklar olsun size! Ben artık sizi kınamaktanazarlamaktan bıktım usandım. Ahirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz? İzzet yerine zilleti mi tercih ettiniz?
Sizleri düşmanınızla cihada davet edince korkudan gözleriniz dönüyor, adeta ölümün çetinliği ve gaflet sarhoşluğu içinde çırpınıyorsunuz ve benimle konuşamıyorsunuz, sorularıma cevab veremiyorsunuz. Adeta aklınız gitmiş deli/divane olmuşsunuz da akıl edemiyorsunuz. Karanlık gecelerde size güvenmiyorum. Meyledilecek dayanak değilsiniz ki sizlere meyledilsin Güçlü dostlar değilsiniz ki sizlere ihtiyaç duyulsun.

Siz sanki çobanları kaybolmuş/yitmiş develer gibisiniz ki bir yandan toplanırsa, diğer yandan dağılıp giderler. Allah’a andolsun ki siz savaş ateşini çok kötü yakıp tutuşturanlarsınız. Onlar size hile/düzen kurmadalar, siz kurmuyorsunuz. Onlar yörenizi kaplıyor, şehirlerinizi alıyorlar; siz hiddetlenmiyor, karşı koymuyorsunuz. Düşman sizden gaflet edip yatmıyor; siz gaflet uykusuna dalıp onları unutuyorsunuz.

Allah’a andolsun ki birbirine yardım etmeyenler alt/mağlup olur gider. Allah’a andolsun zannediyorum ki savaş kızışır ve ölüm/öldürme ateşi alevlenirse sizler başın bedenden kopması gibi Ebu Talib Oğlu’nun etrafından kopuk gideceksiniz.

Allah’a andolsun ki, düşmanın saldırışını bekleyen kişiye düşman saldırır, etini kemiğinden sıyırır, kemiğini kırar, unufak eder, derisini yüzer gider. (Böyle kişinin) Aczi/zayıflığı oldukça büyüktür. Kalbindeki/gönlündeki azmi oldukça zayıftır. (Ey insan!) İstersen sen de böyle ol. Ama Allah’a andolsun ki ben, düşmanın saldırısını beklemeden Meşrefi kılıcıyla (Meşarif köylerinde yapılan sağlam kılıçla) düşmana öyle bir vururum ki kafataslarındaki küçücük kemikler havaya savrulur, elleri ve ayakları kesilir. Ben böyle yaptıktan sonra, (zafer ve fetih için ise) artık Allah dilediğini yapar.

Ey insanlar benim sizin üzerinizde hakkım var, sizin de benim üzerimde hakkınız var. Benim üzerimde olan hakkınız size öğüt vermek (hayrınızı istemek), beytülmalinizi adaletle bölüştürmek, cahil kalmayasınız diye sizlere öğretmek ve bilmeniz için sizleri terbiye etmektir.

 

Ama benim sizin üzerinizdeki hakkım; ettiğiniz biate vefa etmeniz, gizli-aşikâr bana nasihat etmeniz/hayrımı istemeniz, çağırdığım zaman bana icabet etmeniz ve emrettiğim zaman itaat etmenizdir.