وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلَى الْمُنْذِرِ بْنِ الْجارُودِ الْعَبْدي، وَ قَدْ خانَ في بَعْضِ ما وَلّاهُ مِنْ أعْمالِهِ
أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ صَلاحَ أَبِيکَ غَرَّنِي مِنْکَ، وَظَنَنْتُ أَنَّکَ تَتَّبِعُ هَدْيَهُ، وَتَسْلُکُ سَبِيلَهُ، فَإِذَا أَنْتَ فِيمَا رُقِّيَ إِلَيَّ عَنْکَ لا تَدَعُ لِهَوَاکَ انْقِيَاداً، وَلا تُبْقِي لآِخِرَتِکَ عَتَاداً. تَعْمُرُ دُنْيَاکَ بِخَرَابِ آخِرَتِکَ، وَتَصِلُ عَشِيرَتَکَ بِقَطِيعَةِ دِينِکَ. وَلَئِنْ کَانَ مَا بَلَغَنِي عَنْکَ حَقّاً، لَجَمَلُ أَهْلِکَ وَشِسْعُ نَعْلِکَ خَيْرٌ مِنْکَ، وَمَنْ کَانَ بِصِفَتِکَ فَلَيْسَ بِأَهْلٍ أَنْ يُسَدَّ بِهِ ثَغْرٌ، أَوْ يُنْفَذَ بِهِ أَمْرٌ، أَوْ يُعْلَى لَهُ قَدْرٌ، أَوْ يُشْرَکَ فِي أَمَانَةٍ، أَوْ يُوْمَنَ عَلَى جِبَايَةٍ، فَأَقْبِلْ إِلَيَّ حِينَ يَصِلُ إِلَيْکَ کِتَابِي هَذَا، إِنْشَاءَاللهُ.
قالَ الرَّضي: وَالْمُنْذِرُ بْنُ الْجارُود هذا هُوَ الَّذي قالَ فيهِ أميرُالمومنين (عليه السلام): إنّهُ لَنظّارٌ في عِطْفَيْهِ، مُخْتالٌ في بُرْدَيْهِ، تَفّالٌ في شِراکَيْهِ.
Sorumlu kıldığı Munzir b. Carud-i Abdî’nin bazı işlerde ihanette bulunması üzerine yazdığı mektup:
Babanın doğru bir insan olması beni aldattı; senin de onun izini takip edeceğini zannettim. Sen, bana söz verdiğin gibi davranmayıp nefsinin arzusuna boyun eğdin ve ahiretini harap ederek dünyanı imar ettin. Dinini de terk ederek aşiretini ihya etmektesin. Hakkında öğrendiklerim doğruysa ehlinin devesiyle çarıklarının bağı bile senden hayırlıdır. Senin gibi biri, sınırları muhafaza etmeye, bir sorumluluğu paylaşmaya ehil olmadığı gibi, hıyanetinden de güvende olunmaz. İnşallah, bu mektubun sana ulaşırsa hemen yanıma gel.
Seyyid Razî şöyle diyor: Münzir, Hz. Ali’nin hakkında, “Kendini beğenerek sağa sola bakar, pahalı iki elbisesiyle yatar ve tozunu almak için ayakkabısına üfler.” dediği kimsedir.
Münzir b. Cârûd’il Abdi’ye mektupları:
(Allah’a hümd ü senâ, Rasûlüne salât ü selâmdan) Sonra derim ki: Babanın temizliği aldattı beni. Seni de onun yolunu tutar, izini izler sandım. Oysa sen bana söz verdiğin gibi çıkmadın; nefsine boyun eğdin; âhiretine ait işleri yüzüstü bıraktın; âhiretini yıkarak, dünyânı onarmadasın; dînini bırakarak aşîretine ihsanda bulunmadasın. Hakkında bana bildirilenler gerçekse, ehlinin devesiyle ayak kaplarının sırımı bile senden hayırlıdır. Senin gibi birisi, sınır korumaya, bir iş başarmaya, birinin kadrini yüceltmeye, bir emanete ortak olmaya ehil olmadığı gibi öyle kişinin hıyânetinden de emin olunmaz. Allah izin verirse, bu mektubumu alır almaz hemen katıma gel. 1
…
1 – Münzir hakkında, Hazreti Emir’in “Omuzlarına çok bakar, uluların, değerli yemen kumaşlarından elbise giyinir, kadınlar gibi salınır, ayakkaplarındaki tozu üfürür bir adamdır” buyurduğunu Seyyid Radıy rahimehullah nakleder (Muhammed Abduh, 3, s.133).
Hazreti emir (a.s) onu bâzı yerlere memûr etmişti. O da Hazretin âmillerine hıyânette bulunmuştu. Babası Cârud sahâbedendir, Hazreti Rasûl’ün (s.a.a) ikrâmına mazhar olmuştu (Tenkıyh, 3, s.248).