وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى مُعاوِيَةَ في أَوَّلِ ما بُويِعَ لَهُ، ذَکَرَهُ الْواقِدي في کِتابِ «الْجَمَل»
مِنْ عَبْدِ اللهِ عَلِيٍّ أَمِيرِ الْمُوْمِنِينَ إِلَى مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِيسُفْيَانَ: أَمَّا بَعْدُ، فَقَدْ عَلِمْتَ إِعْذَارِي فِيکُمْ، وَإِعْرَاضِي عَنْکُمْ، حَتَّى کَانَ مَا لا بُدَّ مِنْهُ وَلادَفْعَ لَهُ؛ وَالْحَدِيثُ طَوِيلٌ، وَالْکَلامُ کَثِيرٌ، وَقَدْ أَدْبَرَ مَا أَدْبَرَ، وَأَقْبَلَ مَا أَقْبَلَ. فَبَايِعْ مَنْ قِبَلَکَ، وَأَقْبِلْ إِلَيَّ فِي وَفْدٍ مِنْ أَصْحَابِکَ. وَالسَّلامُ.
Kendisine biat edildikten sonra Muaviye’ye gönderdiği mektuptur ve Vakidi el-Cemel adlı kitabında nakletmiştir:
Allah’ın kulu, Müminlerin emiri Ali’den Ebu Sufyan oğlu Muaviye’ye. Sizler hakkında bir şey demişsem veya yüz çevirmişsem bu konuda mazur olduğumu biliyorsun. Sonunda, olmamasına çare bulunmayan ve olması gereken iş olup bitti. Söz uzun, kelam çoktur; dönen döndü, gelen geldi. O
hâlde halkından bana biat al, arkadaşlarından bir heyetle bana gel. Ve’s-Selâm.
Allah’ın kulu Emir’ül-Müminin Ali’den Ebu-Süfyan oğlu Muâviye’ye: Sen de iyice bilirsin ki (Osman b. Affan hakkında ve ondan evvelki olaylara ait) özürlerimi size bildirdim; böylece de sizinle muâraza kapısını kapattım. olmamasına çare bulunmayan, def’ine imkân olmayan şey oldu bitti. Hikâye uzundur, söz çoktur. Dönen döndü, gelen geldi. Yanındakilerden adıma biat al, onlardan bir bölükle de dön, bana gel. (1)
…
1- Kendilerine biat edildikten sonra Muâviye’ye gönderdiği bu mektubu Vâkıdî, “Kitâb’ül-Cemel”de kaydeder.