وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى أبي مُوسَى الأَشْعَري وَهُوَ عامِلُهُ عَلَى الْکُوفَةِ وَقَدْ بَلَغَهُ عَنْهُ تَثْبيطُهُ النّاسِ عَنِ الخُرُوجِ إلَيْهِ لَمّا نَدَبَهُمْ لِحَرْبِ أصْحابِ الْجَمَلِ
مِنْ عَبْدِ اللهِ عَلِيٍّ أَمِيرِ الْمُوْمِنِينَ إِلَى عَبْدِ اللهِ بْنِ قَيْسٍ. أَمَّا بَعْدُ، فَقَدْ بَلَغَنِي عَنْکَ قَوْلٌ هُوَ لَکَ وَعَلَيْکَ، فَإِذَا قَدِمَ رَسُولِي عَلَيْکَ فَارْفَعْ ذَيْلَکَ، وَاشْدُدْ مِئْزَرَکَ، وَاخْرُجْ مِنْ جُحْرِکَ، وَانْدُبْ مَنْ مَعَکَ، فَإِنْ حَقَّقْتَ فَانْفُذْ، وَإِنْ تَفَشَّلْتَ فَابْعُدْ، وَايْمُ اللهِ لَتُوْتَيَنَّ مِنْ حَيْثُ أَنْتَ، وَلا تُتْرَکُ حَتَّى يُخْلَطَ زُبْدُکَ بِخَاثِرِکَ، وَذَائِبُکَ بِجَامِدِکَ، وَحَتَّى تُعْجَلَ عَنْ قِعْدَتِکَ، وَتَحْذَرَ مِنْ أَمَامِکَ کَحَذَرِکَ مِنْ خَلْفِکَ، وَمَا هِيَ بِالْهُوَيْنَى الَّتِي تَرْجُو، وَلَکِنَّهَا الدَّاهِيَةُ الْکُبْرَى، يُرْکَبُ جَمَلُهَا، وَيُذَلَّلُّ صَعْبُهَا، وَيُسَهَّلُ جَبَلُهَا، فَاعْقِلْ عَقْلَکَ، وَامْلِکْ أَمْرَکَ، وَخُذْ نَصِيبَکَ وَحَظَّکَ. فَإِنْ کَرِهْتَ فَتَنَحَّ إِلَى غَيْرِ رَحْبٍ وَلا فِي نَجَاةٍ، فَبِالْحَرِيِّ لَتُکْفَيَنَّ وَأَنْتَ نَائِمٌ، حَتَّى لا يُقَالَ أَيْنَ فُلانٌ؟ وَاللهِ إِنَّهُ لَحَقٌّ مَعَ مُحِقٍّ، وَمَا أُبَالِي مَا صَنَعَ الْمُلْحِدُونَ، وَالسَّلامُ.
Kufe valisi Ebu Musa el-Eş’arî’nin, halkı Cemel Savaşı’na katılmaktan men ettiğini duyunca yazdığı mektup:
Allah’ın kulu, Müminlerin Emiri Ali’den Abdullah b. Kays’a… Hem lehinde, hem aleyhinde olan bir sözünü bana bildirdiler. Elçim geldiği zaman eteğini topla, kuşağını bağla, deliğinden çık. Seninle beraber olanları da topla; bana itaat etmen gerektiğini kabullenirsen bize gel; yok eğer şek ediyorsan (sana bıraktığım makamı bırak) uzaklaş!
Allah’a yemin olsun ki, seni nerede olursan ol gelir bulurum. Yağını sütüne, yanığını çiğine katmadıkça seni bırakmam. Sonunda oturma fırsatı bile bulamaz, arkandan korktuğun gibi önünden de korkar durursun. Bu sandığın gibi basit bir olay değil; aksine, devesine binip zorluğunu yenmek, dağını aşmak gereken büyük bir bela. Aklını başına devşir, işine sarıl, nasibinin hazzını al. Gelmeyi hoş görmezsen işten ayrıl, kurtuluş yolunun kapalı olduğu daracık köşene çekil. Bu işi senden başkaları hakkıyla yapınca, sen uyu. İyi uyu da “filan nerede” diyen olmasın! Vallahi bu savaş hak üzere bir savaştır ve hak üzere olan biri iledir. O mülhitlerin yaptıklarından asla korkmaz! Ve’s-Selâm.
Kûfe’de Ebu-Mûsâ’l -Aş’iri’nin halkı , Cemel savaşına katılmaktan men ettiğini duyunca ona gönderdikleri mektup:
Allah’ın kulu Emir’ül-Mü’minin Ali’den Kays oğlu Abdullah’a: Senin bir sözünü bildirdiler; bu söz, hem lehinde, hem aleyhinde. İçim gelir gelmez eteğini çemre, belini bağla, deliğinden çık. Seninle berâber olanları da çağır, topla, yürüt; sence bu işin doğruluğu anlaşıldıysa böyle hareket et; korkarsan uzaklaş, şüpheden elini çek.
Allah’a and içerim ki seni bırakmam, neredeyse gelir çatarım sana, yağını sütüne, yanıp kavrulmuşunu çiğine katıncaya dek bırakmam seni; oturma fırsatı da bulamazsın, ardından korkup çekindiğin gibi önünden de emin olamazsın. Bu, umduğun, sandığın gibi küçük bir olay değil; öyle bir büyük belâ ki devesine binmek, gücünü yenmek, dağını bel etmek gerek. Aklını başına devşir, yapacağın işe dal; payını da al. Bu işten hoşlanmıyorsan yürü git, uzaklaş; ama ne genişliğe kavuşabilirsin, ne kurtuluşa erişebilirsin. Senin yapacağın işi, başkalarının başarması, seninse uykuya dalman daha doğru; öylesine uyu ki, filân nerede bile diyen olmasın. Vallahi, bu söz gerçek yolda olanın gerçek sözü; mülhitlerin, doğru yoldan sapanların yaptıkları şeyse hiç ilgilendirmez beni vesselâm.(1)
…
1 – Beşinci bölümün 83. hutbesinin notuna bakınız.