وَمِن وَصيَّةٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
وَصّى بِها مَعْقِلِ بْنِ قَيْسِ الرِّياحِي حِينَ أنْفَذَهُ إلَى الشَّامِ
فِي ثَلاثَةِ آلافٍ مُقَدِّمةً لَهُ
اتَّقِ اللّهَ الَّذِي لا بُدَّ لَکَ مِنْ لِقَائِهِ، وَلا مُنْتَهَى لَکَ دُونَهُ. وَلا تُقَاتِلَنَّ إِلاَّ مَنْ قَاتَلَکَ. وَسِرِالْبَرْدَيْنِ، وَغَوِّرْ بِالنَّاسِ، وَرَفِّهْ فِي السَّيْرِ، وَلا تَسِرْ أَوَّلَ اللَّيْلِ، فَإِنَّ اللهَ جَعَلَهُ سَکَناً، وَقَدَّرَهُ مُقَاماً لا ظَعْناً، فَأَرِحْ فِيهِ بَدَنَکَ، وَرَوِّحْ ظَهْرَکَ. فَإِذَا وَقَفْتَ حِينَ يَنْبَطِحُ السَّحَرُ، أَوْ حِينَ يَنْفَجِرُ الْفَجْرُ، فَسِرْ عَلَى بَرَکَةِ اللهِ. فَإِذَا لَقِيتَ الْعَدُوَّ فَقِفْ مِنْ أَصْحَابِکَ وَسَطاً، وَلاتَدْنُ مِنَ الْقَوْمِ دُنُوَّ مَنْ يُرِيدُ أَنْ يُنْشِبَ الْحَرْبَ. وَلا تَبَاعَدْ عَنْهُمْ تَبَاعُدَ مَنْ يَهَابُ الْبَأْسَ، حَتَّى يَأْتِيَکَ أَمْرِي، وَلا يَحْمِلَنَّکُمْ شَنَآنُهُمْ عَلَى قِتَالِهِمْ، قَبْلَ دُعَائِهِمْ وَالْإِعْذَارِ إِلَيْهِمْ.
Ma’kıl b. Kays er-Riyahî’yi üç bin askerle öncü olarak Şam üzerine gönderirken ona tavsiyesi:
Kendisinden başka sığınıp varacağın olmayan ve mutlaka huzuruna çıkacağın Allah’tan sakın. Ancak seninle savaşanla savaş. Askerlerin ile sabah ve akşam serinliğinde hareket et, öğlen sıcağında konakla. Hızlı hızlı hareket ederek askerlerini yorma. Onları gecenin başlangıcında yürüyüşe geçirme.
Çünkü Allah, o zamanı hareket vakti değil, dinlenme ve konaklama vakti kılmıştır. O hâlde gece vakti bedenini rahatlat, bineğini dinlendir. Durup dinlendikten sonra seher vakti geldiğinde ya da şafak söktüğünde Allah’ın bereketiyle yürü.
Düşmanla karşılaştığın zaman, askerlerinin ortasında yer al. Savaşı kızıştırmak isteyen kişi gibi düşmana yaklaşma, savaştan korkan kişi gibi de uzaklaşma. Böylece emrim sana ulaşıncaya kadar bekle. Onların size olan kini, onları doğru yola çağırmadan ve onlara karşı olan sorumluluğunuzu yerine getirmeden önce sizi tahrik ederek saldırıya geçirmesin.
Üç bin erle Ma’kıl b. Kays’ir -Riyâhî’yi Şam’a gön- derirken buyurdular ki:
Mutlaka kavuşacağım, ondan başka varacak yerin olmayan Allah’tan sakın. Seninle savaşandan başkasıyla savaşma. Sabahleyin ve akşam üstü serinliklerinde orduyu yürüt; öğle çağında dinlendir; onları rahat bir sûrette sür. Gecenin ilk çağlarında yürütme, çünkü Allah o zamanı dinlenme ve esenleşme çağı yapmıştır; yürüme çağı olarak takdir etmemiştir. O çağlarda bedenini dinlendir; bineklerinin sırtlarındaki yükleri indir. Durup dinlendikten sonra tanyeri ışıdı, fecir attı mı, Allah’ın bereketiyle, lütfüyle yürü.
Düşmanla buluştun mu, adamlarının ortasında dur. Savaş ateşini alevlemek isteyen kişi gibi onlara yaklaşma; olaylardan korkan kişi gibi de uzaklaşma; emrim sana ulaşıncaya dek bekle.
Onlardan nefretin, onlara düşmanlığın, onları doğru yola çağırmadan, onlara deliller getirip özür serdedecek bir hâle sokmadan sizi onlarla savaşa sürmesin. 1
…
1 – Ma’kıl b. Kays, Kûfe’nin yiğitlerinden, ileri gelenlerindendir. Ammar b. Yasir, onu, Hürmüzan’la Tüster’in fethine göndermişti. Hazreti Emir (a.s), Anbar’ın, Muâviye ordusu tarafından yağmalanmasından sonra onu öncü olarak yolla-mıştı. Hârîcilerden Nâciyyeoğulları’yla savaşa memûr olmuş, Basra vâlisi Abdullah b. Abbas da, ona yardım için iki bin kişi göndermeye memûr edilmişti. Hâricilerle savaşta şehit düştü (Tenkıyh, 3, s.229).