وَمِن کتابٍ لَهُ عَليهِ السَّلامُ
إلى أَمِيرَيْنِ مِنْ أُمَراءِ جَيْشِهِ
وَقَدْ أَمَّرْتُ عَلَيْکُمَا وَعَلَى مَنْ فِي حَيِّزِکُمَا مَالِکَ بْنَ الْحَارِثِ الْأَشْتَرَ، فَاسْمَعَا لَهُ وَأَطِيعَا، وَاجْعَلاهُ دِرْعاً وَمِجَنّاً، فَإِنَّهُ مِمَّنْ لا يُخَافُ وَهْنُهُ وَلاسَقْطَتُهُ وَلا بُطْوُهُ عَمَّا الْإِسْرَاعُ إِلَيْهِ أَحْزَمُ، وَلا إِسْرَاعُهُ إِلَى مَا الْبُطْءُ عَنْهُ أَمْثَلُ.
Ordunun iki komutanına (Ziyad b. Nadr ve Şureyh b. Hani’ye) yazdığı mektup:
Size ve emriniz altındakilere, Malik b. Hâris el-Eşter’i komutan tayin ettim. Onu dinleyip, itaat edin. Onu zırh ve kalkan edinin. Çünkü O, gevşeme ve hataya düşme hususunda güvenilen birisidir, tez davranılması gereken yerde ihtiyatlı davranacak, ihtiyatlı davranılması gereken yerde de acele edecek kimselerden değildir.
Askerlerinin iki kumandanına şu emir-nâmeyi yaz- mışlardı:
İkinize ve size uyanlara, sizin mertebenizde olanlara Hârisoğlu Mâlik’ül-Eşter’i kumandan tâyîn ettim. Onu dinleyin, onun emirlerine itâat edin; onu kendinize kalkan edinin. Çünkü o, korkup gevşeyecek, acze düşecek, tez davranılması akla, ihtiyâta daha yakın olan çağda durup bekleyecek, ihtiyatla hareket edilmesi akla daha uygun olduğu zaman tez davranacak kişilerden değildir.