logo

Nehcü'l-Belağa
İmam Ali’nin Hutbeleri, Mektupları ve Hikmetleri

logo

Mektup 10 – Muaviye’ye (Hicrî 36, Sıffîn Savaşı Öncesi)

Çeviri

Muaviye’ye yazdığı mektup:

Ey Muaviye! Örtündüğün bu ziynetleriyle süslenmiş, lezzetleriyle aldatan dünyanın perdeleri önünden kalkınca ne olacak hâline? Seni çağırmış, sen de kabul etmişsin; seni yönetmiş, sen de uymuşsun; emretmiş, itaat etmişsin. Yakında önün alındığında bir kurtarıcı da bulamayacaksın. Bu işi bırak da hesap gününü düşünmeye bak. Önüne gelen tehlikelere karşı tedbirini al ve azgınların sözüne uyma. Eğer bu sözlerime uymazsan, sana gaflete düştüğün şeyleri bildireceğim. Çünkü sen içinde bulunduğun nimetlere aldanmışsın, şeytan boğazına sarılmış, seninle emeline ulaşıp, canına ve kanına girmiştir.

Ey Muaviye! Geçmişte bir hizmetin ve üstünlüğün olmadığı hâlde, nasıl halkın idaresini üstlenir, ümmetin hâkimiyetini ele geçirirsin! Kötülüğe, isyana sevk eden hâllerden Allah’a sığınırız. Arzularının aldatıcılığına kapılıp gitmekten, içinin ve dışının bir olmayışından seni sakındırırım.

Savaşa çağırdın; öyleyse halkı bir yana bırakıp tek başına karşıma çık. Böylece, iki tarafı da savaş meşakkatinden kurtar. Hangimizin basireti körelmiş, hangimizin kalbi kararmış belli olsun. Ben Ebu’l-Hasan’ım; Bedir’de atanın (Utbe b. Rabia’nın), dayının (Velid b. Utbe’nin), kardeşinin (Hanzele’nin) başlarını yararak öldüren benim; işte o kılıç hâlâ yanımda ve yine aynı yürekle düşmanımla karşılaşırım. Ben ne dinimi değiştirdim, ne de yeni bir Peygamber uydurdum. Ben sizin isteyerek terk ettiğiniz, zorla ve istemeyerek girdiğiniz yol üzerindeyim.

Zannınca Osman’ın kanının alınmasının peşindesin. Hâlbuki sen Osman’ın kanının nerede döküldüğünü biliyorsun. İstiyorsan git oradan iste.

 

Isırıldığını anlayınca, savaş korkusuyla ağır yükler altındaki develer gibi bağırdığını ve kendi ordunla peş peşe yiyeceğiniz darbelerden, başınıza gelen musibetlerden, sürekli kayıp vermenizden sızlanarak beni Allah’ın kitabına davet ettiğinizi görür gibiyim. Hâlbuki o ordu, (Allah’ın kitabını inkâr eden) inatçı kâfirler veya biatinden el çeken hainlerdir.