وَقَالَ عَلَيهِ السَّلَام
إِنَّ أَخْسَرَ النَّاسِ صَفْقَةً وَ أَخْيَبَهُمْ سَعْياً رَجُلٌ أَخْلَقَ بَدَنَهُ فِي طَلَبِ مَالِهِ، وَ لَمْ تُسَاعِدْهُ آلْمَقَادِيرُ عَلَى إِرَادَتِهِ، فَخَرَجَ مِنَ آلدُّنْيَا بِحَسْرَتِهِ، وَقَدِمَ عَلَى آلاْخِرَةِ بِتَبِعَتِهِ.
Muamelede en çok zarar eden ve çabada en çok ümitsizliğe uğrayan kimse, bedenini arzuları yolunda çürütüp ilâhî mukadderatın kendisine yardım etmediği kimsedir. Bu kimse dünyadan hasretleriyle ayrılır, günahlarıyla da ahirete varır.