İmam Hüseyin Aleyhisselamın Türbetinin Fazilet Ve Adabı

İmam Hüseyin aleyhisselamın türbetinde ölüm dışında bütün dertler ve hastalıklar için şifa, belalardan güvence olduğu, insanı bütün korkulardan amanda kıldığı hususunda birçok rivayet vardır. Bu alandaki rivayetler tevatür haddine ulaşmıştır. Bu mukaddes türbetle gerçekleşen mucizeler sayılmayacak kadar çoktur. Ben, Şia ulemasının hayatı hakkında yazmış olduğum “Fevaidu’r-Rezeviyye” kitabında, Seyyid Muhaddis Nimetullah Cezayiri hakkında şöyle yazdım: O, ilim tahsilinde çok zahmetler çekti, zorluk ve eziyetler gördü. Tahsilinin ilk yıllarında lamba satın almaya gücü yetmediği için ay ışığında kitap okuyordu. Ay ışığında çok kitap okuması, çok yazması ve araştırması sonucu gözleri zayıflayınca gözlerinin ışıklanması için İmam Hüseyin aleyhisselamın ve Irak’taki Ehl-i Beyt imamlarının türbetini gözlerine sürer ve o türbetlerin bereketiyle gözleri ışıklanırdı. Günümüzün insanları kafirlerle muaşeretleri nedeniyle sakın buna şaşırmasınlar.
Kemaluddin Dimyeri “Heyatu’l-Heyevan” kitabında şöyle nakleder:
Kobra yılanı bin yıl yaşasa kör olur. Allah Teala, gözünün körlüğünü tedavi etmesi için ona kendisini rezene bitkisine ulaştırmasını ilham etmiştir. Bu yılan çölleri kat ederek o bitkiyi bulur, gözerlini o bitkiye sürer ve böylece gözerli aydınlanır. Bunu Zemahşeri ve diğerleri nakletmişlerdir. O halde, eğer Allah Teala yaş bir bitkiye yılanın gözünü ışıklandırma özelliği vermişse, Allah yolunda kendisi ve çoluk-çocuğu öldürülen peygamberin torununun türbetinde, sevgililerinin yararlanması için bütün hastalıkların şifasını, birçok yarar ve bereketler vermesi hayret edilecek bir durum değildir. Biz bu alanda birkaç rivayetin zikriyle yetiniyoruz:
1- Rivayet edilmiştir ki: “Cennet hurileri, bir meleğin bir iş için yere indiğini görünce, bize hediye olarak İmam Hüseyin aleyhisselamın mezarının türbet ve tesbihini getir, diye ricada bulunurlar.”

2- Muteber bir senetle birisinden şöyle rivayet edilir: İmam Rıza aleyhisselam Horasan’dan bana bir paket eşya gönderdi. Paketi açtığımda içinde bir miktar toprak olduğunu gördüm. Paketi getiren adama o toprağın ne olduğunu sorduğumda dedi ki: Bu İmam Hüseyin aleyhisselamın mezarının toprağıdır; İmam aleyhisselam bir yere gönderdiği bütün elbise ve diğer şeylerin arasına kesinlikle bu topraktan biraz bırakır ve “Allah’ın izniyle bu, insanı belalardan korur” buyururdu.

3- Abdullah b. Ebi Ye’fur, İmam Cafer Sadık aleyhisselama, “Biri, İmam Hüseyin aleyhisselamın mezarının toprağından alıp ondan fayda görürken başka birisi aldığında ondan bir fayda göremiyor; bunun nedeni nedir?” diye sorması üzerine İmam aleyhisselam buyurdu ki: “Hayır; vallahi kim o topraktan alır ve onun kendisine faydası olacağına inanırsa, kesinlikle o toprağın ona faydası olur.”

4- Ebu Hamza Sumalî’den şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık’a (a.s), “Ashabımızın İmam Hüseyin’in (a.s) kabrinin toprağını alıp ondan şifa umduklarını görüyorum; onda şifa var mıdır?” diye sordum. İmam (a.s), “Kabirden dört mil mesafeye kadar olan yerden toprak alarak ondan şifa umulabilir. Ceddim Resulullah’ın (s.a.a), İmam Hasan, İmam Zeynulabidin ve İmam Muhammed Bâkır’ın (Allah’ın selamı onların üzerine olsun) kabirleri de böyledir. O halde o topraktan al; o, her derdin şifası, korktuğun her şeye karşı bir kalkandır; dua dışında şifa umulan hiçbir şey bu konuda ona erişemez; ama kötü kap ve yerlere bırakma onu bozar. Onunla tedavi edenlerin yakini azdır; kim onun kendisi için şifa olduğuna yakin ederek onunla tedavi ederse yeterli olur ve artık başka bir ilaca ihtiyaç duymaz.
Kendilerini o türbete süren şeytanlar ve kafir cinler ve yine o türbeti bıraktıkları şeyi koklamaları onu bozar; şeytanlar ve kafir cinler ondan dolayı Ademoğullarına haset ettikleri için iyilik ve güzel kokusu gitsin diye kendilerini ona sürerler. Haremin dışında bir türbet gelince Allah’tan başka kimsenin sayamayacağı kadar çok sayıda şeytanlar ve kafir cinler toplanarak kendilerini sahibinin elindeki o türbete sürerler. Melekler ise onların hareme girmelerine engel olurlar. O türbet onlardan salim kalırsa onunla hangi hastayı tedavi ederlerse hemen şifa bulur. Dolayısıyla türbet alırsan onu gizle ve ona çokça Allah’ın ismini oku. Bazı türbet alanların onu hafife aldıklarını, hatta bazılarının onu dört ayaklı hayvanların torbasına bıraktıklarını veya yemek tabağına koyduklarını ya da hurcun ve çuval gibi elin fazla sürüldüğü diğer şeylere bıraktıklarını duydum. Ona karşı bu şekilde saygı gösteren kimse ondan nasıl şifa bulabilir ki?! Yakini olmayan ve maslahatı olan şeyi hafife alan bir kalp kendi amelini bozmaktadır.”

5- Rivayet edilmiştir ki: Kim İmam Hüseyin aleyhisselamın türbetinden almak isterse parmaklarının ucuyla bir nohut miktarı alarak öpüp gözlerine bıraksın, bedenini diğer uzuvlarına sürsün ve desin ki:

اللّٰهُمَّ بِحَقِّ هٰذِهِ التُّرْبَةِ، وَبِحَقِّ مَنْ حَلَّ بِها وَثَوىٰ فِيها، وَبِحَقِّ جَدِّهِ وَأَبِيهِ وَأُمِّهِ وَأَخِيهِ وَالْأَئِمَّةِ مِنْ وُلْدِهِ، وَبِحَقِّ الْمَلائِكَةِ الْحافِّينَ بِهِ إِلّا جَعَلْتَها شِفاءً مِنْ كُلِّ داءٍ، وَبُرْءاً مِنْ كُلِّ مَرَضٍ، وَنَجاةً مِنْ كُلِّ آفَةٍ، وَحِرْزاً مِمَّا أَخافُ وَأَحْذَرُ.

“Allah’ım! Bu türbetin hakkı için, bu toprağa girerek orada kalan zatın hakkı hürmetine ve onun dedesi, babası, annesi, kardeşi ve onun soyundan olan imamların hakkı hürmetine ve onu kuşatan meleklerin hakkı hürmetine bu türbeti bütün dertlere deva, bütün hastalıklara şifa, bütün afetlerden kurtuluş, korktuğum ve çekindiğim şeylerden korunma kıl.”

 

Sonra o türbeti kullan.

 

Rivayet edilmiştir ki, İmam Hüseyin aleyhisselamın türbetini – namazda alnı bırakmak amacıyla- mühür yapmak için ona “Kadir Suresi”ni oku.
Başka bir rivayette şöyle geçer: İmam Hüseyin aleyhisselamın türbetini yediğiniz veya başkasına yedirdiğiniz zaman ona şu duayı okuyun:

بِسْمِ اللّٰهِ وَبِاللّٰهِ. اللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ رِزْقاً واسِعاً، وَعِلْماً نَافِعاً، وَشِفاءً مِنْ كُلِّ داءٍ، إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.

“Allah’ın adıyla ve Allah’ın yardımıyla. Allah’ım! Bunu, geniş bir rızık, faydalı bir bilim ve bütün hastalıklara şifa kıl. Doğrusu sen her şeye kadirsin.”

 

İmam Hüseyin aleyhisselamın mezarının türbetinin birçok faydası vardır. Bu cümleden: Onu mezarda cenazenin yanına bırakmak, cenazenin kefenini onunla yazmak ve ona secde etmek müstehaptır; secdede alnı İmam Hüseyin aleyhisselamın türbetine bırakmanın yedi perdeyi yırttığı, yani namazın kabul olmasına ve göğe yükselmesine neden olduğu rivayet edilmiştir; yine, İmam Hüseyin aleyhisselamın türbetinden tesbih yaparak onunla Allah’ı zikretmek ve onu elinde bulundurmak çok faziletlidir. Yine, İmam Hüseyin aleyhisselamın türbetinin özelliklerinden biri de insanın elinde sahibi zikir söylemeden zikir söylemesidir; demek ki bu tesbih, Allah Teala’nın buyurduğu gibi “O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; ama siz onların
tesbihlerini anlamazsınız” bütün şeylerdeki diğer tesbihlerden farklıdır.
Rumlu arif bu anlamda şöyle demiştir:

Gayptan açılırsa gözün, gör bak neler olur

Alemdeki zerreler seninle sırdaş olur

Toprağın konuşması, suyun ve çamurun

Kalp gözü olanlara hüveyda olur

Batın aleminde bütün zerreler

Gece-gündüz seninle konuşkan olur

Duyuyoruz, görüyoruz ve yanındayız onun

Namahremlere karşı dilimiz suskun olur

Cansız cisimlerden yönelin canı olanlara

Varlık alemin eczasının bülbülü olun

Cansız cisimlerin tesbihi ifşa olur

Gelince o, tevillerin vesvesesi yok olur.

Kısacası; bu rivayetteki tesbih, İmam Hüseyin’in -ruhumuz ona feda olsun- mezarının türbetinin özelliklerindendir.

6- İmam Rıza’dan (a.s) şöle rivayet edilmiştir: “Kim İmam Hüseyin’in (a.s) tesbihini çevirerek “Subhanellah, vel’hamdulillah, ve lailaheillellah, vellahu ekber” derse, çevirdiği her tesbih tanesi karşısında Allah Teala onun için altı bin hasene yazar, onun altı bin günahını siler, onu altın bin derece yükseltir, onun hakkında altı bin şefaat yazar.”

Yine İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Kim İmam Hüseyin’in (a.s) türbetinden yapılan taşları (pişirilmiş tesbih tanelerini) çevirir de bir defa istiğfar yaparsa onun hakkında yetmiş istiğfar yazılır. Tesbihi elinde tutar da tesbih zikri söylemezse, tesbihin her tanesi karşısında onun için yetmiş derece yazılır.”

7- Muteber bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık (a.s) Irak’a gelince bir grup onun huzuruna gelerek, “İmam Hüseyin’in (a.s) türbetinin her derdin şifası olduğunu biliyoruz; acaba onun türbeti bütün korkulardan güvende olmaya da neden oluyor mu?” diye sordular. Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Evet; kim her korkudan onu korumasını isterse, İmam Hüseyin’in (a.s) türbetinden yapılan tesbihi eline alarak şu duayı üç defa okusun:

أَصْبَحْتُ اللّٰهُمَّ مُعْتَصِماً بِذِمامِكَ وَجِوَارِكَ الْمَنِيعِ الَّذِي لَايُطاوَلُ وَلَا يُحاوَلُ مِنْ شَرِّ كُلِّ غَاشِمٍ وَطَارِقٍ مِنْ سائِرِ مَنْ خَلَقْتَ وَمَا خَلَقْتَ مِنْ خَلْقِكَ الصَّامِتِ وَالنَّاطِقِ فِي جُنَّةٍ مِنْ كُلِّ مَخُوفٍ بِلِباسٍ سابِغَةٍ حَصِينَةٍ وَهِيَ وِلاءُ أَهْلِ بَيْتِ نَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ مُحْتَجِزاً مِنْ كُلِّ قاصِدٍ لِي إِلَىٰ أَذِيَّةٍ بِجِدارٍ حَصِينٍ الْإِخْلاصِ فِي الاِعْتِرافِ بِحَقِّهِمْ، وَالتَّمَسُّكِ بِحَبْلِهِمْ جَمِيعاً، مُوقِناً أَنَّ الْحَقَّ لَهُمْ وَمَعَهُمْ وَمِنْهُمْ وَفِيهِمْ وَبِهِمْ، أُوَالِي مَنْ والَوْا، وَأُعَادِي مَنْ عادَوْا، وَأُجانِبُ مَنْ جانَبُوا، فَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِهِ، وَأَعِذْنِي اللّٰهُمَّ بِهِمْ مِنْ شَرِّ كُلِّ مَا أَتَّقِيهِ، يَا عَظِيمُ حَجَزْتُ الْأَعادِيَ عنِّي بِبَدِيعِ السَّماوَاتِ وَالْأَرْضِ، إِنَّا جَعَلْنا مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدّاً وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدّاً فَأَغْشَيْناهُمْ فَهُمْ لَايُبْصِرُونَ.

“Allah’ım! Her zalimin, geceleyin saldıranın, konuşmayan, konuşan ve korkunç olan diğer yarattıklarının şerrinden Senin erişilmez ve güçlü aht ve amanına sarılarak, Senin Peygamberin Muhammed’in -Allah’ın salatı onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- Ehl-i Beyt’inin velayet ve sevgisinden ibaret olan kalkanının ve sağlam zırıhının altına giriyorum.
Eziyet kastı olan herkesten, hakkın onların (Ehl-i Beyt), onlarla birlikte, onlardan, onlarda, onların vasıtasıyla olduğuna yakin ettiğim halde onların sevdiklerini severek, düşman olduklarına düşman olarak ve onların uzak durduklarından uzak durarak Peygamber’inin Ehl-i Beyt’inin -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- hakkını itiraf etme ve tümünün ipine sarılma hususunda sağlam ihlas kalesine sığınıyorum. O halde Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle ve beni korktuğum her şeyin şerrinden kendi sığınağına al. Ey Yüce Allah! Ben gökleri ve yeri yaratanın vasıtasıyla düşmanlarımı kendimden engelledim. -Sen buyurmuşsun ki:- Biz onların önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.”

Sonra tesbihi öperek gözlerine sürüp şöyle desin:

اللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِحَقِّ هٰذِهِ التُّرْبَةِ الْمُبَارَكَةِ، وَبِحَقِّ صَاحِبِها، وَبِحَقِّ جَدِّهِ، وَبِحَقِّ أَبِيهِ، وَبِحَقِّ أُمِّهِ، وَبِحَقِّ أَخِيهِ، وَبِحَقِّ وُلْدِهِ الطَّاهِرِينَ، اجْعَلْها شِفاءً مِنْ كُلِّ دَاءٍ، وَأَمَاناً مِنْ كُلِّ خَوْفٍ، وَحِفْظاً مِنْ كُلِّ سُوءٍ.

“Allah’ım! Bu mübarek türbetin hürmetine, bunun sahibinin hakkı için, onun dedesinin, babasının, annesinin, kardeşinin ve tertemiz evlatlarının hakkı için bunu her dertlere deva, her korkudan güven ve her kötülükten koruma kıl.”

 

Sonra tesbihi alnına bıraksın. Sabahleyin böyle yapacak olursa akşama kadar ve akşamleyin yapacak olursa sabaha kadar Allah’ın güveninde olur.
Diğer bir rivayette ise şöyle geçmektedir: “Kim bir padişahtan veya başka birinden korkarsa, evden çıktığı zaman böyle yapacak olursa, onun için, onların şerrinden bir pusula (korunma vesilesi) olur.”
Ulema arasında meşhur olan görüşe göre, çamur ve toprak yemek câiz değildir. Ancak İmam Hüseyin aleyhisselamın türbeti lezzet almak kastı olmaksızın şifa için bir nohut kadar ve ihtiyat gereğince mercimek kadar yenilebilir. Şifa için İmam Hüseyin aleyhisselamın türbeti yenirken, türbeti ağza bırakmak ve sonra bir yudum su içerek şöyle demek daha iyidir:

اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ رِزْقاً وَاسِعاً، وَعِلْماً نَافِعاً، وَشِفَاءً مِنْ كُلِّ دَاءٍ وسُقْمٍ.

“Allah’ım! Bunu geniş rızık, yararlı ilim, bütün dert ve hastalıklardan şifa kıl.”

 

Allame Meclisî der ki: İmam Hüseyin aleyhisselamın mührünü, tesbihini ve türbetini satın almamak ve satmamak, aksine hediye etmek ve bağışlamak ihtiyata daha uygundur ve bunun için ilk başta şart koşmaksızın birbirlerini razı etmeleri daha iyidir. Nitekim muteber bir hadiste İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Kim İmam Hüseyin’in (a.s) kabrinin toprağını satarsa onun etini satmış ve almış gibi olur.”

Şeyhimiz büyük muhaddis sıkatu’l-İslam Nurî (r.a) “Daru’s-Selam” adlı eserinde şöyle nakletmiştir: Birgün kardeşlerimden biri rahmetli annemin huzuruna gittiğinde annem kardeşimin İmam Hüseyin’in (a.s) türbetini cüppesinin alt cebine bıraktığını görünce, “Bu mukaddes türbete karşı edepsizliktir; çünkü bu durumda türben bazen bacağın altında kalıp kırılabilir” diyerek onu azarladı. Kardeşim, “Buyurduğun gibidir; şimdiye kadar iki türbet kırdım. Fakat bundan böyle türbeti cüppemin alt cebine koymayacağıma söz veriyorum” dedi. Bu olaydan birkaç gün geçtikten sonra babam Allame bu olaydan haberi olmadığı halde rüya aleminde mevlamız Eba Abdullah Hüseyin aleyhisselamın onun ziyaretine teşrif ettiğini, evimizin kütüphanesinde oturarak ona karşı çok şefkatli davranarak, “Çağır oğullarını gelsinler de onlara ikramda bulunayım” dediğini görmüş. Babam benimle birlikte beş tane olan oğullarını çağırmış. Biz gelerek kapının yanında İmam’ın (a.s) karşısında durmuşuz. İmam’ın (a.s) yanında bir takım elbise ve diğer şeyler varmış. Bizleri teker teker çağırmış ve yanındaki şeylerden her birimize bir şey vermiş. Sıra o kardeşime – Allah ona selametlik versin- gelince İmam (a.s), ona öfkeyle bakarak rahmetli babama dönüp, “Bu oğlun benim kabrimin türbetlerinden ikisini bacağının altında kırmıştır” buyurmuş ve ona karışı diğer kardeşlerim gibi davranmayarak yanındakilerden ona doğru bir şey atmış; hatırladığım kadarıyla ona taraklık vermişti. Babam Allame uykudan uyanarak gördüğü rüyayı rahmetli anneme anlatınca annem olup bitenleri ona aktardı. Babam bu rüyanın doğruluğuna hayret etti.