يَا مُمْتَحَنَةُ امْتَحَنَكِ اللّٰهُ الَّذِي خَلَقَكِ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَكِ فَوَجَدَكِ لِمَا امْتَحَنَكِ صابِرَةً، وَزَعَمْنا أَنَّا لَكِ أَوْلِياءٌ وَ مُصَدِّقُونَ وَصابِرُونَ لِكُلِّ مَا أَتَانَا بِهِ أَبُوكِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَأَتىٰ بِهِ وَصِيُّهُ، فَإِنّا نَسْأَلُكِ إِنْ كُنَّا صَدَّقْناكِ إِلّا أَلْحَقْتِنَا بِتَصْدِيقِنَا لَهُما لِنُبَشِّرَ أَنْفُسَنا بِأَنَّا قَدْ طَهُرْنا بِوِلايَتِكِ.
“Ey imtihan edilen! Seni yaratan Allah yaratmadan önce seni imtihan etti ve imtihan ettiği şeye sabırlı buldu! Bizler senin dostun olduğumuzu, babanın -Allah ona ve Ehl-i Beyti’e rahmet etsin- ve onun vasisinin bize getirdiklerini tasdik edici ve sabrediciler olduğumuzu sanıyoruz. Biz seni tasdik ettiğimiz zaman senin velayetinle kendimize, temizlendiğimizi müjdelemek için bizi o ikisinin -Resulullah ve vasisinin- tasdikine ulaştırmanı istiyoruz.”
Sonra şöyle demek müstehaptır:
السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ رَسُولِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ نَبِيِّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ حَبِيبِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ خَلِيلِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ صَفِيِّ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ أَمِينِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ خَيْرِ خَلْقِ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ أَفْضَلِ أَنْبِياءِ اللّٰهِ وَرُسُلِهِ وَمَلائِكَتِهِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا بِنْتَ خَيْرِ الْبَرِيَّةِ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا سَيِّدَةَ نِساءِ الْعالَمِينَ مِنَ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ، السَّلامُ عَلَيْكِ يَا زَوْجَةَ وَلِيِّ اللّٰهِ وَ خَيْرِ الْخَلْقِ بَعْدَ رَسُولِ اللّٰهِ؛
Selam olsun sana ey Resulullah’ın kızı. Selam olsun sana ey Allah’ın peygamberinin kızı. Selam olsun sana ey Allah’ın habibinin kızı.
Selam olsun sana ey Allah’ın halilinin kızı. Selam olsun sana ey Allah’ın seçkin kulunun kızı. Selam olsun sana ey Allah’ın emininin kızı.
Selam olsun sana ey Allah’ın kullarının en hayırlısının kızı. Selam olsun sana ey Allah’ın peygamberlerinden, elçilerinden ve meleklerinden daha üstün
olanın kızı.
Selam olsun sana ey halkın en hayırlısının kızı. Selam olsun sana ey ilklerin ve sonların alemlerindeki kadınların efendisi.
Selam olsun sana ey Allah’ın velisinin ve Resulullah’tan (s.a.a) sonra insanların en hayırlısının eşi.
السَّلامُ عَلَيْكِ يَا أُمَّ الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ سَيِّدَيْ شَبابِ أَهْلِ الْجَنَّةِ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا الصِّدِّيقَةُ الشَّهِيدَةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا الرَّضِيَّةُ الْمَرْضِيَّةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا الْفاضِلَةُ الزَّكِيَّةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا الْحَوْراءُ الْإِنْسِيَّةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا التَّقِيَّةُ النَّقِيَّةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا الْمُحَدَّثَةُ الْعَلِيمَةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا الْمَظْلُومَةُ الْمَغْصُوبَةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ أَيَّتُهَا الْمُضْطَهَدَةُ الْمَقْهُورَةُ، السَّلامُ عَلَيْكِ يا فاطِمَةُ بِنْتَ رَسُولِ اللّٰهِ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكاتُهُ، صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْكِ وَعَلَىٰ رُوحِكِ وَبَدَنِكِ؛
Selam olsun sana ey cennet gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyin’in annesi. Selam olsun sana ey şehit olan sıddıka kadın.
Selam olsun sana ey Rabb’inden hoşnut ve Rabb’i de ondan hoşnut olan. Selam olsun sana ey tertemiz faziletli kadın.
Selam olsun sana ey insan hurisi. Selam olsun sana ey takvalı tertemiz kadın. Selam olsun sana ey bilgili muhaddes -melekler vasıtasıyla kendisine haber verilen- kadın. Selam olsun sana ey hakkı gasp edilen mazlum kadın.
Selam olsun sana ey düşmanlarına mağlup düşen sitem görmüş kadın.
Selam olsun sana; Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun ey Resulullah’ın kızı Fatıma. Allah’ın rahmeti senin, senin ruhunun ve senin
bedeninin üzerine olsun.
أَشْهَدُ أَنَّكِ مَضَيْتِ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّكِ، وَأَنَّ مَنْ سَرَّكِ فَقَدْ سَرَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَمَنْ جَفَاكِ فَقَدْ جَفَا رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَمَنْ آذاكِ فَقَدْ آذىٰ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَمَنْ وَصَلَكِ فَقَدْ وَصَلَ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَمَنْ قَطَعَكِ فَقَدْ قَطَعَ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ لِأَنَّكِ بِضْعَةٌ مِنْهُ وَرُوحُهُ الَّذِي بَيْنَ جَنْبَيْهِ ، أُشْهِدُ اللّٰهَ وَرُسُلَهُ وَمَلائِكَتَهُ أَنِّي راضٍ عَمَّنْ رَضِيتِ عَنْهُ، ساخِطٌ عَلَىٰ مَنْ سَخِطْتِ عَلَيْهِ، مَتَبَرِّئٌ مِمَّنْ تَبَرَّأْتِ مِنْهُ، مُوَالٍ لِمَنْ وَالَيْتِ، مُعادٍ لِمَنْ عادَيْتِ، مُبْغِضٌ لِمَنْ أَبْغَضْتِ، مُحِبٌّ لِمَنْ أَحْبَبْتِ، وَكَفَىٰ بِاللّٰهِ شَهِيداً وَ حَسِيباً وَ جازِياً وَ مُثِيباً.
Şehadet ederim ki sen Rabb’inden açık bir delil üzere hareket ettin. Seni hoşnut eden Resulullah’ı -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyti’ne olsun- hoşnut etmiştir, sana zulmeden Resulullah’a -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyti’ne olsun- zulmetmiştir, sana eziyet eden Resulullah’a – Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyti’ne olsun- eziyet etmiştir, seninle bağlantıyı gözeten Resulullah’la -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyti’ne olsun- bağlantı ve ilişkiyi gözetmiştir. Senden kopan Resulullah’tan – Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyti’ne olsun- kopmuştur; çünkü sen onun vücudunun bir parçasısın ve onun ruhusun. -Nitekim o -Allah’ın selam ve rahmeti onun üzerine olsun- böyle buyurmuştur.- Allah’ı, peygamberlerini ve melekleri şahit tutuyorum ki ben senin razı olduğun kimseden razıyım, senin öfkelendiğin kimseye öfkeliyim, senin uzak olduğunu ilan ettiğin kimseden uzak olduğumu ilan ediyorum, senin dost olduğun kimseye dostum, senin düşman olduğun kimseye düşmanım, senin gazap ettiğin kimseye gazaplıyım, senin sevdiğin kimseyi seviyorum. Şahit, hesap görücü, ceza ve mükafat verici olarak Allah yeter.”
Sonra da Hz. Resulullah’a (s.a.a) tertemiz imamlara salat gönder.
Biz Cemadilahire’nin üçüncü gününün amellerinde Hz. Fatıma (Allah’ın salatı onun üzerine olsun) hakkında başka bir ziyaret daha naklettik. Ulema da o mazlum kadın için uzunca bir ziyaret nakletmişlerdir; bu ziyaret, Şeyh’ten naklettiğimiz, “es-selamu aleyki ya binte resulillah…” (Selam olsun sana ey Resulullah’ın kızı) diye başlayan ve “uşhidullahe ve rusulehu ve melaiketehu…” (Allah, elçileri ve meleklerini şahit tutuyorum) diye devam eden ziyaret gibidir. Bu ziyaretin geri kalan bölümü ise şöyledir:
أُشْهِدُ اللّٰهَ وَ مَلائِكَتَهُ أَنِّي وَلِيٌّ لِمَنْ وَالاكِ، وَعَدُوٌّ لِمَنْ عَادَاكِ، وَحَرْبٌ لِمَنْ حَارَبَكِ، أَنَا يَا مَوْلاتِي بِكِ وَبِأَبِيكِ وَبَعْلِكِ وَالْأَئِمَّةِ مِنْ وُلْدِكِ مُوقِنٌ، وَبِوِلايَتِهِمْ مُؤْمِنٌ، وَ لِطَاعَتِهِمْ مُلْتَزِمٌ، أَشْهَدُ أَنَّ الدِّينَ دِينُهُمْ، وَالْحُكْمَ حُكْمُهُمْ، وَهُمْ قَدْ بَلَّغُوا عَنِ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ، وَدَعَوْا إِلَىٰ سَبِيلِ اللّٰهِ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ، لَاتَأْخُذُهُمْ فِي اللّٰهِ لَوْمَةُ لائِمٍ، وَصَلَواتُ اللّٰهِ عَلَيْكِ وَعَلَىٰ أَبِيكِ وَبَعْلِكِ وَذُرِّيَّتِكِ الْأَئِمَّةِ الطَّاهِرِينَ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَأَهْلِ بَيْتِهِ وَصَلِّ عَلَى الْبَتُولِ الطَّاهِرَةِ الصِّدِّيقَةِ الْمَعْصُومَةِ التَّقِيَّةِ النَّقِيَّةِ الرَّضِيَّةِ الْمَرْضِيَّةِ الزَّكِيَّةِ الرَّشِيدَةِ الْمَظْلُومَةِ الْمَقْهُورَةِ، الْمَغْصُوبَةِ حَقُّها، الْمَمْنُوعَةِ إِرْثُها، الْمَكْسُورَةِ ضِلْعُهَا، الْمَظْلُومِ بَعْلُهَا، الْمَقْتُولِ وَلَدُها، فاطِمَةَ بِنْتِ رَسُولِكَ، وَبَضْعَةِ لَحْمِهِ؛
“Allah ve meleklerini şahit tutuyorum ki ben senin dostlarınla dost, düşmanlarına düşmanım. Seninle savaşanla savaş halindeyim. Ey efendim! Ben sana, senin babana, kocana, senin evlatlarından olan imamlara yakin etmişim, onların velayet ve imametlerine inanmışım ve onların itaatine bağlıyım.
Şehadet ederim ki din onların dinidir, hüküm onların hükmüdür; onlar Allah’ın -hükmünü kullara- ulaştırdılar, -insanları- delil ve güzel nasihatle Allah’ın yoluna davet ettiler; hiçbir kınayıcının kınaması onları Allah yolunda çaba harcamaktan alıkoymadı. Allah’ın salatı senin ve babanın, kocanın ve tertemiz imamlar olan soyunun üzerine olsun.
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle; Betul, Tahire, Sıddıka, Masume, arınmış, tertemiz, Allah’tan razı olan ve Allah’ın da kendisinden razı olduğu, temizlenen, rüşte eren, zulüm ve kahra uğrayan, hakkı gasp edilen, mirası engellenip kendisine verilmeyen, kaburgası kırılan, kocası zulme uğrayan, oğlu öldürülen Resulünün kızı, vücudunun parçası,
وَصَمِيمِ قَلْبِهِ، وَفِلْذَةِ كَبِدِهِ، وَالنُّخْبَةِ مِنْكَ لَهُ، وَالتُّحْفَةِ خَصَصْتَ بِها وَصِيَّهُ، وَحَبِيبَةِ الْمُصْطَفىٰ، وَقَرِينَةِ الْمُرْتَضىٰ، وَسَيِّدَةِ النِّساءِ، وَمُبَشِّرَةِ الْأَوْلِياءِ، حَلِيفَةِ الْوَرَعِ وَالزُّهْدِ، وَتُفَّاحَةِ الْفِرْدَوْسِ وَالْخُلْدِ الَّتِي شَرَّفْتَ مَوْلِدَها بِنِساءِ الْجَنَّةِ، وَسَلَلْتَ مِنْها أَنْوارَ الْأَئِمَّةِ، وَأَرْخَيْتَ دُونَها حِجابَ النُّبُوَّةِ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْها صَلاةً تَزِيدُ فِي مَحَلِّها عِنْدَكَ، وَشَرَفِها لَدَيْكَ، وَمَنْزِلَتِها مِنْ رِضَاكَ، وَبَلِّغْها مِنَّا تَحِيَّةً وَسَلاماً، وَآتِنَا مِنْ لَدُنْكَ فِي حُبِّها فَضْلاً وَ إِحْسَاناً وَرَحْمَةً وَغُفْراناً إِنَّكَ ذُو الْعَفْوِ الْكَرِيمِ.
kalbinin içi, çiğerinin paresi Fatıma’ya salat eyle; senin peygamberin için seçtiğin, peygamberinin vasisine mahsus kıldığın hediyen, -Muhammed- Mustafa’nın sevgilisi, -Ali- Murtaza’nın arkadaşı, kadınların efendisi, evliyanın müjdeleyicisi, takva ve züht ile birleşmiş, bütünleşmiş, doğumunu cennet kadınlarından üstün kıldığın, onun soyundan Ehl-i Beyt imamlarının nurunu getirdiğin ve karşısına nübüvvet perdesini astığın firdevs ve ebedi cennet bağının elması -Fatıma’ya salat eyle.
Allah’ım! Ona senin yanında makamını yükseltecek, şerefini artıracak, senin rıza makamına ulaştıracak bir salat eyle. Ona bizden tehiyyet ve selam ulaştır. Bize, onu sevmemizden dolayı kendi yanından bir fazilet, ihsan, rahmet ve bağışlanma ver; gerçekten sen değerli bir bağışlama sahibisin.”
Şeyh “Tehzib” kitabında şöyle demiştir: Hz. Fatıma-ı Zehra’nın (s.a) ziyaretinin faziletleri sayılmayacak kadar çoktur. Allame Meclisî “Misbahu’l-Envar”dan, Hz. Fatıma’nın (Allah’ın selamı onun üzerine olsun) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Babam bana buyurdu ki: “Kim sana salat ederse Allah Teala onu bağışlar ve onu cennette, nerede olursam olayım bana ulaştırır.”