“Allah’ın adıyla, Allah’ın yardımıyla, Allah yolunda ve Resulullah’ın
-Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- dini üzerine.
Allah’ım! Beni mübarek bir yere indir; sen kapısına inilenlerin en hayırlısısın.”
** “Allah vasfedilmeyecek kadar büyüktür, Allah’tan başka ilâh
yoktur, hamd Allah’a mahsustur, Allah münezzehtir.”
*** “Selam olsun efendimiz Allah’ın Resulü Muhammed b.
Abdullah’a ve onun tertemiz Ehl-i Beyti’ne; selam olsun müminlerin emiri
Ali b. Ebitalib’e; Allah’ın rahmet ve bereketleri ona, onun meclislerine,
onun meşhedlerine (hazır olduğu yerde), onun hikmet makamına,
babaları Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in eserlerine (ilim
ve hayır işle-rine) ve onun açık delillerine. Selam olsun hekim, adil, en
büyük sıdık ve adaletle hakla batılı ayıran zata; o, öyle birisidir ki helak
olanın açık delille helak olması ve -ebedi saadetle- hayat bulanın da çık
delille hayat bulması için Allah onunla hakla batılı, küfürle imanı, şirkle
tevhidi birbirin-den ayırmıştır.
Şahadet ederim ki sen müminlerin emirisin, seçilmiş kişilerin (peygamber ve evliyanın) canlarının özüsün (doğruların) ziynetisin, imtihan edilenlerin sabırlısı, Allah’ın yeryüzündeki hakemi, emrinin kadısı,
hikmetinin kapısı, ahdinin bağlayanı, vaadiyle konuşanı, Allah’la kullar
arasındaki sağlam ip, kurtuluş sığınağı, takva yolu, yüce derece, en
büyük tanık ve kadısın. Ey Emirulmüminin! Seni aracı kılarak Allah’a yaklaşıyorum. Sen benim emir sahibim, efendim, dünya ve ahirette vesilemsin.”
* “Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Bu,
Allah’a, Allah’ın habibi Muhammed’e -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- ve Emirulmüminin Ali’nin ve Allah’ın kendilerinden her
türlü çirkinliği giderdiği ve tertemiz kıldığı irşat edici, hakkı konuşan,
doğru ve hidayet imamlarının velayetine sığınanın makamıdır. Onların
imametine, hidayetine ve dostluğuna razıyım. Allah’ın emrine razıyım;
O’na hiçbir şeyi ortak koşmam ve Allah’la birlikte hiçbir veli edinmem.
Allah’tan yüz çevirenler yalan söylemiş ve -hakikatten- uzak bir sapıklığa
düşmüşlerdir. Allah ve Allah’ın velileri bana yeter. Şahadet ederim ki
Allah’tan başka ilâh yoktur; O, tektir, ortağı yoktur. Şahadet ederim ki
Muhammed -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- O’nun
kulu ve elçisidir; -yine şahadet ederim ki,- Ali ve onun soyundan olan
hidayet imamları -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- benim velilerim
ve Allah’ın kullarına hüccetidir.”
“Selam olsun, Allah’ın, kendilerinden her türlü çirkinliği giderdiği ve
tertemiz kıldığı, onları peygamberler ve bütün varlıklara hüccet ettiği
Allah’ın irşat edici salih kullarına. Selamolsun -Allah’ın- elçilerine. Hamd
alemlerin Rabb’i Allah’a mahsustur. Bu, güçlü ve bilgili Allah’ın takdiridir.”
** “Ey müminlerin velisi! Biz senin elçilerden ve sıddıklardan olan
soyundan gelenlere ettiğin vasiyetin üzereyiz. Bizler senin şiilerinden ve
peygamberimiz Muhammed’in -Allah’ın rahemti onun- onun Ehl-i Beyti’-
nin, senin ve bütün elçilerin, peygamberlerin ve sadıkların üzerine olsunizleyicilerindeniz. Biz Hz. İbrahim’in dini, ummi (okul görmemiş) peygamber Muhammed’in ve hidayet bulmuş imamların dini ve mevlamız Emirulmüminin’in velayeti üzereyiz.
Selam olsun müjdeleyici ve korkutucuya, Allah’ın salatı, rahmeti,
rıdvanı, bereketleri onun ve ondan sonra Allah’ın, yaratıkları üzerinde şahidi olan onun vasisi ve halifesi olan büyük sıddık, -hakla batılı- apaçık
birbirinden ayıran ve alemdekilerden kendisi için biat alınan Emirulmüminin Ali’nin üzerine olsun. Ben onların velayet ve dostluğuna razıyım. Onlar benim canıma, evlatlarıma, aileme, malıma, payıma, ihramdan çıkışıma, ihramda oluşuma, İslamıma, dinime, dünyama, ahiretime, yaşamıma
ve ölümüme hakim ve emir sahipleridirler; ben buna razıyım. Sizler
Allah’ın Kitabında -insanların- imamları, son söz sahipleri ve gözlerine
uyku girmeyen diri gözlersiniz. Siz Allah’ın hakimlerisiniz. Allah sizin
vasıtanızla hükmetti, sizin vasıtanızla Allah’ın hakkı tanındı; öyle bir Allah
ki O’ndan başka ilâh yoktu, Muhammed O’nun elçisidir. Siz Allah’ın önümüzdeki ve ardımızdaki nurusunuz. Siz, Allah’ın kazasının hükmettiği
sünnetisiniz. Ey Emirulmüminin! Ben senin karşında tam anlamıyla telsimim. Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmam ve O’ndan başkasını veli edinmem. Hamd, beni sizinle hidayet eden Allah’a mahustur; eğer Allah beni
hidayet etmeseydi ben hidayet olmazdım. Allah en büyüktür, Allah en
büyüktür, Allah en büyüktür. Bizi hidayet ettiği şeyler üzere Allah’a hamd
olsun.”