أَشْهَدُ أَنْ لَاإِلٰهَ إِلّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَاشَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُهُ، وَأَنَّكَ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِاللّٰهِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ بَلَّغْتَ رِسالاتِ رَبِّكَ وَ نَصَحْتَ لِأُمَّتِكَ، وَجَاهَدْتَ فِى سَبِيلِ اللّٰهِ بِالْحِكْمَةِ وَالمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ، وَأَدَّيْتَ الَّذِى عَلَيْكَ مِنَ الْحَقِّ، وَأَنَّكَ قَدْ رَؤُفْتَ بِالْمُؤْمِنِينَ، وَغَلَظْتَ عَلَى الْكَافِرِينَ، وَعَبَدْتَ اللّٰهَ مُخْلِصاً حَتَّىٰ أَتيٰكَ الْيَقِينُ، فَبَلَغَ اللّٰهُ بِكَ أَشْرَفَ مَحَلِّ الْمُكَرَّمِينَ، الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى اسْتَنْقَذَنا بِكَ مِنَ الشِّرْكِ وَالضَّلالِ؛
Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur; tektir; ortağı yoktur.
Şehadet ederim ki sen O’nun elçisisin ve sen Muhammed b. Abdullah’-sın. Şehadet ederim ki sen Rabb’inim elçiliklerini ulaştırdın ve kendi ümmetine nasihatte bulundun; Allah yolunda hikmet ve güzel nasihatle cihad ettin; üzerindeki hakkı eda ettin. Gerçekten sen müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı ise sert ve katıydın. Ölüm gelip seni yakalayıncaya kadar sen ihlasla Allah’a ibadet ettin; böylece Allah da seni kendilerine ikram edilenlerin en yüce mevkisine çıkardı. Senin vasıtanla bizi şirk ve delaletten kurtaran Allah’a Hamd olsun.
اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ، وَاجْعَلْ صَلَوَاتِكَ وَصَلَوَاتِ مَلائِكَتِكَ، وَأَنْبِيائِكَ وَالْمُرْسَلِينَ وَعِبَادِكَ الصَّالِحِينَ، وَأَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرَضِينَ، وَمَنْ سَبَّحَ لَكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ مِنَ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ، عَلَىٰ مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ، وَنَبِيِّكَ وَأَمِينِكَ، وَنَجِيبِكَ وَحَبِيبِكَ، وَصَفِيِّكَ وَصِفْوَتِكَ، وَخَاصَّتِكَ وَخَالِصَتِكَ، وَخِيَرَتِكَ مِنْ خَلْقِكَ، وَأَعْطِهِ الْفَضْلَ وَالْفَضِيلَةَ وَالْوَسِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّفِيعَةَ، وَابْعَثْهُ مَقاماً مَحْمُوداً يَغْبِطُهُ بِهِ الْأَوَّلُونَ وَالْآخِرُونَ . اللّٰهُمَّ إِنَّكَ قُلْتَ: ﴿وَ لَوْ أَنَّهُمْ إِذْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ جٰاؤُكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَ اسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوّٰاباً رَحِيماً ﴾، إِلٰهِى فَقَدْ أَتَيْتُ نَبِيَّكَ مُسْتَغْفِراً تَائِباً مِنْ ذُنُوبِى، فَصَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ وَاغْفِرْها لِى، يَاسَيِّدَنا أَتَوَجَّهُ بِكَ وَبِأَهْلِ بَيْتِكَ إِلَى اللّٰهِ تَعَالىٰ رَبِّكَ وَرَبِّى لِيَغْفِرَ لِى.
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; kendi rahmetlerini, meleklerinin, peygamberlerinin, elçilerinin, salih kullarının, gökyüzü
ve yeryüzündeki varlıkların ve ey alemlerin Rabb’i, evvelkilerden sonrakilere kadar sana tesbih edenlerin sâlat ve selamını kulun, elçin, peygamberin, eminin, seçtiğin, habibin, arındırdığın, beğenip çıkardığın, kendine
has ve halis kıldığın ve yaratıkların arasından seçtiğin Muhammed’e kıl;
ona fazilet, üstünlük, vesile ve yüce derece ver ve onun evvellerden sonrakilere herkesin gıpta edeceği beğenilmiş bir makama yükselt.
Allah’ım! Sen dedin ki: “Eğer onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde sana gelip de Allah’tan bağışlanma dileseler ve elçin de onlar için bağışlanma dilese, Allah’ı tövbeyi kabul eden ve şefkatli bulurlar.” İlahi! Gerçekten ben bağışlanma dileyerek ve günahımdan tövbe ederek senin Peygamberine geldim; o halde Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle ve günahlarımı bağışla. Efendim! Senin ve Ehl-i Beyt’inin vasıtasıyla günahlarımı bağışlaması için senin ve benim Rabbim olan Allah’a yöneldim.
Daha sonra üç defa şöyle de:
﴿إِنَّا لِلّهِ وَ إِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ﴾
(Biz Allah içiniz ve biz O’na dönücüleriz).
أُصِبْنا بِكَ يَا حَبِيبَ قُلُوبِنا، فَمَا أَعْظَمَ الْمُصِيبَةَ بِكَ حَيْثُ انْقَطَعَ عَنَّا الْوَحْىُ، وَحَيْثُ فَقَدْنَاكَ، فَإِنَّا لِلّٰهِ وَ إِنَّا إِلَيْهِ راجِعُونَ . يَا سَيِّدَنا يَا رَسُولَ اللّٰهِ صَلَوَاتُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَعَلَىٰ آلِ بَيْتِكَ الطَّاهِرِينَ ، هٰذَا يَوْمُ السَّبْتِ وَهُوَ يَوْمُكَ، وَأَنَا فِيهِ ضَيْفُكَ وَجَارُكَ، فَأَضِفْنِى وَأَجِرْنِى، فَإِنَّكَ كَرِيمٌ تُحِبُّ الضِّيَافَةَ، وَمَأمُورٌ بِالْإِجارَةِ، فَأَضِفْنِى وَأَحْسِنْ ضِيَافَتِى، وَأَجِرْنا وَأَحْسِنْ إِجَارَتَنا، بِمَنْزِلَةِ اللّٰهِ عِنْدَكَ وَعِنْدَ آلِ بَيْتِكَ، وَبِمَنْزِلَتِهِمْ عِنْدَهُ، وَبِمَا اسْتَوْدَعَكُمْ مِنْ عِلْمِهِ فَإِنَّهُ أَكْرَمُ الْأَكْرَمِينَ.
Sizden dolayı musibete uğradık ey kalbimizin sevgilisi; pek de büyük bir musibete; -senin ayrılığınla- bizden vahiy kesildi. Şimdi seni kaybettiğimize göre İnna lillah ve inna ileyhi raciun (Biz Allah içiniz ve biz O’ na dönücüleriz). Efendimiz, ya Resulullah! Allah’ın rahmeti senin ve tertemiz Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun. Bu Cumartesi günü sana ait bir gündür ve ben ise bugünde senin misafirinim, senin komşunum. O halde beni misafirliğine kabul et ve bana sığınak ver. Gerçekten sen cömert ve misafirperversin; -Allah tarafından insanlara- sığınak vermeye emredilmişsin. O halde beni misafir et ve güzel bir şekilde ağırla. Bize iyi bir şekilde sığınak ver; Allah’ın senin ve Ehl-i Beyt’inin yanındaki makam ve mevkisi ve Ehl-i Beyt’inin de Allah katındaki makam ve mevkisi hürmetine ve Allah’ın size verdiği ilmin hakkı için; gerçekten O cömertlerin en cömerdidir.”
Bu kitabı bir araya toplayan Abbas-i Kummi -Allah onu affetsindiyor ki: Ben sürekli Resulullah’ı (s.a.a) bu ziyaret metniyle ziyaret
etmek istediğim zaman önce İmam Rıza’nın (a.s) Benzenti’ye talim ettiği şekilde ziyaret ediyorum. Ondan sonra bu ziyareti okuyorum. Sahih senetle rivayet edilen bu ziyaret şöyledir: İbn Ebi Nasr İmam Rıza’ya (a.s), “Namazdan sonra Resulullah’a (s.a.a) nasıl salat ve selam
gönderilmesi gerekir?” diye sordu. İmam (a.s) şöyle buyurdu:
السَّلامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مُحَمَّدَ بْنَ عَبْدِاللّٰه، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا خِيَرَةَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حَبِيبَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا صِفْوَةَ اللّٰهِ، السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَمِينَ اللّٰهِ، أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ اللّٰهِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللّٰهِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ نَصَحْتَ لِأُمَّتِكَ، وَجَاهَدْتَ فِى سَبِيلِ رَبِّكَ، وَعَبَدْتَهُ حَتَّىٰ أَتَاكَ الْيَقِينُ، فَجَزَاكَ اللّٰهُ يَا رَسُولَ اللّٰهِ أَفْضَلَ ما جَزىٰ نَبِيّاً عَنْ أُمَّتِهِ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ أَفْضَلَ ما صَلَّيْتَ عَلىٰ إِبْراهِيمَ وَآلِ إِبْراهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.
Selam olsun sana ey Allah’ın resulü; Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam olsun sana ey Muhammed b. Abdullah; selam olsun sana ey Allah’ın seçtiklerinin en üstünü; selam olsun sana ey Allah’ın habibi; selam olsun sana ey Allah’ın seçtiği; selam olsun sana ey Allah’ın emini; şehadet ederim ki sen Allah’ın Resulüsün; şehadet ederim ki sen Abdullah oğlu Muhammed’sin; şehadet ederim ki sen ger-çekten ümmetine nasihatta bulundun, Rabb’inin yolunda cihad ettin ve yakin (ölüm) gelip seni buluncaya kadar O’na ibadet ettin; o halde Allah, ümmetinden dolayı bir peygamberini mükafatlandırdığı en üstün mükafatla seni mükafatlandırsın ey Allah’ın elçisi.
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; İbrahim ve İbrahim oğullarına ettiğin rahmetin en üstünüyle; gerçekten Sen övgüye lâyık ve yücesin.