اللّٰهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُكَ يَا حَلِيمٌ ذُو أَنَاةٍ غَفُورٌ وَدُودٌ أَنْ تَتَجاوَزَ عَنْ سَيِّئَاتِى وَمَا عِنْدِى بِحُسْنِ مَا عِنْدَكَ، وَأَنْ تُعْطِيَنِى مِنْ عَطَائِكَ مَا يَسَعُنِى، وَتُلْهِمَنِى فِيمَا أَعْطَيْتَنِى الْعَمَلَ فِيهِ بِطَاعَتِكَ وَطَاعَةِ رَسُولِكَ، وَأَنْ تُعْطِيَنِى مِنْ عَفْوِكَ مَا أَسْتَوْجِبُ بِهِ كَرَامَتَكَ، اللّٰهُمَّ أَعْطِنِى مَا أَنْتَ أَهْلُهُ وَلَا تَفْعَلْ بِى مَا أَنَا أَهْلُهُ، فَإنَّمَا أَنَا بِكَ، وَلَمْ أُصِبْ خَيْراً قَطُّ إِلّا مِنْكَ، يَا أَبْصَرَ الْأَبْصَرِينَ، وَيَا أَسْمَعَ السَّامِعِينَ، وَيَا أَحْكَمَ الْحَاكِمِينَ، وَيَا جَارَ الْمُسْتَجِيرِينَ، وَيَا مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّينَ، صَلِّ عَلىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ.
Allah’ım! Senden diliyorum; ey halim ve sabır sahibi, bağışlayan
ve şefkatli: Benim günahlarımdan geç, benim yanımdaki kötülükleri kendi
yanındaki iyiliklerle bağışla ve -sayısız- bağışından bana, beni genişliğe
çıkaracak miktarda bağışla. Bana bağışta bulunduğun nimette sana ve
peygamberine itaati içeren ameli ilham et. Affından bana senin keramet
ve muhabbetine müstahak olacağım miktarda bağışta bulun.
Allah’ım! Bana, senin bağışına layık olan şeyi bağışla ve benim layık
olduğum şeyi değil. Ben yalnız sana tevessül ettim ve bana senden başka hiç kimsenden bir hayır ulaşmış değil. Ey görenlerin en iyi göreni, ey
duyanların en iyi duyanı, ey hükmedenlerin en iyi hükmedeni, ey sığınanların sığınağı, ey zavallıların duasını kabul eden! Muhammed ve Ehl-i
Beyt’ine sâlat eyle.”