اللّٰهُمَّ إِنَّكَ تَرىٰ وَلَا تُرىٰ، وَأَنْتَ بِالْمَنْظَرِ الْأَعْلىٰ، وَأَنَّ إِلَيْكَ الْمُنْتَهىٰ وَالرُّجْعىٰ، وَأَنَّ لَكَ الْآخِرَةَ وَالْأُولىٰ، وَأَنَّ لَكَ الْمَماتَ وَالْمَحْيَا، وَرَبِّ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُذَلَّ أَوْ أُخْزىٰ.
“Allah’ım! Sen görür, ama görünmezsin; sen yüce bir görme yerindesin; -bütün yarattıklarının- mesir ve dönüşü sanadır. Ahiret ve dünya sana aittir. Ölüm ve hayat senin elindedir. Allah’ım! Zelil olmaktan veya alçalmaktan sana sığınıyorum.”