Cuma Gününün Duâsı

Lütfen bir seçenek seçin
İndir

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ، الْحَمْدُ لِلّٰهِ الأَوَّلِ قَبْلَ الْإِنْشاءِ وَالْإِحْياءِ، وَالْآخِرِ بَعْدَ فَنَاءِ الأَشْياءِ، الْعَلِيمِ الَّذِى لَايَنْسىٰ مَنْ ذَكَرَهُ، وَلَا يَنْقُصُ مَنْ شَكَرَهُ، وَلَا يَخِيبُ مَنْ دَعَاهُ، وَلَا يَقْطَعُ رَجَاءَ مَنْ رَجَاهُ .

“Hamd, varlık alemini vücuda getirmeden ve ihya etmeden önce evvel ve her şey helak olduktan sonra ahir olan Allah’a mahsustur. Kendisini ananları unutmayan alimdir; şükrünü yerine getirenlere nimetlerini azaltmaz, kendisini çağıranı mahrum etmez ve kendisine ümit bağlayanın ümidini kesmez.

اللّٰهُمَّ إِنِّى أُشْهِدُكَ وَكَفىٰ بِكَ شَهِيداً، وَأُشْهِدُ جَمِيعَ مَلائِكَتِكَ وَسُكَّانَ سَمٰواتِكَ وَحَمَلَةِ عَرْشِكَ، وَمَنْ بَعَثْتَ مِنْ أَنْبِيَائِكَ وَ رُسُلِكَ، وَأَنْشَأْتَ مِنْ أَصْنَافِ خَلْقِكَ، أَنِّى أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللّٰهُ لَاإِلٰهَ إِلّا أَنْتَ؛ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ وَ لَا عَدِيلَ، وَلَا خُلْفَ لِقَوْلِكَ وَلَا تَبْدِيلَ، وَأَنَّ مُحَمَّداً صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ، أَدَّىٰ مَا حَمَّلْتَهُ إِلَى الْعِبَادِ، وَجَاهَدَ فِى اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ حَقَّ الْجِهَادِ، وَأَنَّهُ بَشَّرَ بِمَا هُوَ حَقٌّ مِنَ الثَّوَابِ، وَأَنْذَرَ بِمَا هُوَ صِدْقٌ مِنَ الْعِقَابِ،

Allah’ım! Seni şahit tutuyorum ve Sen şahit olarak yeterlisin; bütün melekleri ve göklerde sâkin olanları, arşını taşıyanları, meb’us kıldığın peygamber ve resullerini ve çeşitli kullarından yarattıklarını şahit tutuyorum; şüphesiz ben şehadet ederim ki âlemin Allah’ı Sensin; Senden başka ilâh yoktur, yeganesin, ortak ve mislin yoktur; sözünde, hilaf ve değişiklik olmaz ve şehadet ederim ki Muhammed (Allah’ın sâlat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun) Senin kulun ve elçindir. Onun üzerine bıraktığın şeyleri kullara ulaştırdı. Allah-u Teâlâ yolunda hakkıyla çaba harcadı. Gerçekten o hak olan sevabı müjdeledi ve gerçek olan azapla korkuttu.

اللّٰهُمَّ ثَبِّتْنِى عَلىٰ دِينِكَ مَا أَحْيَيْتَنِى؛ وَلَا تُزِغْ قَلْبِى بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنِى، وَهَبْ لِى مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ . صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَعَلَىٰ آلِ مُحَمَّدٍ، وَاجْعَلْنِى مِنْ أَتْباعِهِ وَشِيعَتِهِ، وَاحْشُرْ نِى فِى زُمْرَتِهِ، وَوَفِّقْنِى لِأَدَاءِ فَرْضِ الْجُمُعَاتِ، وَمَا أَوْجَبْتَ عَلَىَّ فِيها مِنَ الطَّاعَاتِ، وَقَسَمْتَ لِأَهْلِهَا مِنَ الْعَطَاءِ فِى يَوْمِ الْجَزَاءِ، إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ.

Allah’ım! Yaşattığın sürece beni dininin üzerinde sabit kıl; hidayete kavuşturduktan sonra kalbimi eğriltme, katından bana rahmet bağışla; şüphesiz Sen çok bağışlayansın. Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle. Beni onun takipçilerinden ve şiilerinden kıl, kıyamet günü onun cemaatiyle mahşur eyle; Cuma günlerinin farizalarını ve o günlerde üzerime farz kıldığın itaatleri yerine getirmeğe muvaffak eyle ve mükafat gününde itaat ehlinin mükafatıyla mükafatlandır. Şüphesiz Sensin Aziz ve Hakim.”