بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ، الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى جَعَلَ اللَّيْلَ لِباساً، وَالنَّوْمَ سُباتاً، وَجَعَلَ النَّهارَ نُشُوراً، لَكَ الْحَمْدُ أَنْ بَعَثْتَنِى مِنْ مَرْقَدِى وَلَوْ شِئْتَ جَعَلْتَهُ سَرْمَداً، حَمْداً دائِماً لَايَنْقِطعُ أَبَداً، وَلَا يُحْصِى لَهُ الْخَلائِقُ عَدَداً، اللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْ خَلَقْتَ فَسَوَّيْتَ، وَقَدَّرْتَ وَقَضَيْتَ، وَ أَمَتَّ وَ أَحْيَيْتَ، وَأَمْرَضْتَ وَشَفَيْتَ، وَعافَيْتَ وَ أَبْلَيْتَ، وَعَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَيْتَ، وَعَلَى الْمُلْكِ احْتَوَيْتَ؛
“Hamd Allah’a mahsustur; O Allah ki, geceyi örtü, uykuyu bir dinlenme, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) kıldı. Uyuduğum yerden beni kaldırdığın için sana hamd olsun. İsteseydin onu ebedi kılardın. Sana asla sonu kesilmeyen ve yaratıkların sayamayacağı kadar hamd olsun.
Allah’ım! Sana hamd olsun; Sen (mahlukatı) yarattın, düzgün (ve dengeli) kıldın, takdir ettin, hüküm verdin, öldürdün, dirilttin, hasta ettin, şifa verdin, afiyet bağışladın, belaya düşürerek imtihan ettin ve arşa istivâ ettin (onu hükmün altına aldın) ve mülke (varlık alemine) ihata ettin.
أَدْعُوكَ دُعَاءَ مَنْ ضَعُفَتْ وَسِيلَتُهُ، وَانْقَطَعَتْ حِيلَتُهُ، وَاقْتَرَبَ أَجَلُهُ، وَتَدَانَىٰ فِى الدُّنْيَا أَمَلُهُ، واشْتَدَّتْ إِلَىٰ رَحْمَتِكَ فاقَتُهُ، وَعَظُمَتْ لِتَفْرِيطِهِ حَسْرَتُهُ، وَكَثُرَتْ زَلَّتُهُ وَعَثْرَتُهُ، وَخَلُصَتْ لِوَجْهِكَ تَوْبَتُهُ، فَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ خاتَمِ النَّبِيِّينَ، وَعَلَىٰ أَهْلِ بَيْتِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ، وَارْزُقْنِى شَفاعَةَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَلَا تَحْرِمْنِى صُحْبَتَهُ، إِنَّكَ أَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ. اللّٰهُمَّ اقْضِ لِى فِى الْأَرْبَعاءِ أَرْبَعاً: اجْعَلْ قُوَّتِى فِى طَاعَتِكَ، وَنَشَاطِى فِى عِبَادَتِكَ، وَرَغْبَتِى فِى ثَوَابِكَ، وَزُهْدِى فِيَما يُوجِبُ لِى أَلِيمَ عِقَابِكَ، إِنَّكَ لَطِيفٌ لِمَا تَشَاءُ.
Allah’ım! Seni, vesilesi zayıf, çaresi kesilen, eceli yaklaşan, dünyada arzusu azalan, rahmetine ihtiyacı çoğalan, hasreti kusurundan dolayı büyük olan, sürçmesi ve kayması çok olan ve tövbesi sana hâlis olan bir kimse gibi çağırıyorum (sana yalvarıp yakarıyorum). Peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed’e ve onun tertemiz Ehl-i Beyt’ine salavat gönder, Hz. Muhammed’in (Allah’ın sâlat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun) şefaatini bana nasip eyle ve onunla birlikte olmaktan beni mahrum eyleme. Kuşkusuz sen, merhametlilerin en merhametlisisin.
Allah’ım! Çarşamba günüde benim için dört şeyi yerine getir: Güç ve kuvvetimi itaatinde, neşât ve enerjimi kulluğunda, rağbet ve isteğimi sevabında, zahitlik ve rağbetsizliğimi acıklı azabına sebep olacak şeylerde kıl. Şüphesiz Sen, istediğine latifsin.”