Niyabetle Ziyaret Etme Adabı

Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları (Allah’ın selamı onların üzerine olsun) ziyaret edilerek, ziyaretin sevabını onlardan birinin ruhuna hediye edilebileceği gibi bir müminin de ruhuna hediye edilebilir. Nitekim muteber bir senetle şöyle rivayet edilmiştir: Davud Sarmî, İmam Ali Naki’ye (a.s), “Ben babanızı ziyaret ederek onun sevabını size hediye ettim” diye arzetmesi üzerine İmam (a.s), “Allah katında senin büyük bir sevap ve mükafatın ve bizim yanımızda da övgü ve mehdin var.”
Diğer bir hadiste ise şöyle nakledilmiştir: “İmam Ali Nakî (a.s), kendisi için ziyaret ve dua etsin diye İmam Hüseyin’in (a.s) haremine (hayir) gönderdi.”
Muteber bir senetle İmam Musa b. Cafer’den (a.s) ise şöyle nakletilmiştir: “Allah Resulünün münevver kabrini ziyarete gittin zaman ziyaret amellerinden sonra iki rekat namaz kıl ve peşinden Resulullah’ın (s.a.a) baş tarafında durarak şöyle de:

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ اللّٰه مِنْ أَبِي وَأُمِّي وَزَوْجَتِي وَوَلَدِي وَحامَّتِي وَمِنْ جَمِيعِ أَهْلِ بَلَدِي حُرِّهِمْ وَعَبْدِهِمْ وَأَبْيَضِهِمْ وَأَسْوَدِهِمْ.

“Ey Allah’ın peygamberi! Babamın, annemin, eşimin, evladımın, akrabalarımın tarafından ve ister hür olsun, ister kölesi, ister beyazı, ister siyahı, şehrimin bütün halkının tarafından selam olsun sana.”

Bu şekilde yapacak olursan, şehrin halkından herhangi birine, “Senden taraf naip olarak peygambere (s.a.a) selam verdim” dersen doğru söylemiş olursun. Bazı rivayetlerde, bazı pâk Ehl-i Beyt İmamlarından -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- “Bir kişi iki rekat namaz kılar veya bir gün oruç tutar veya hac ya da umre yapar veya Allah Resulünü (s.a.a) veya Ehl-i Beyt İmamlarından -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- birini ziyaret eder de onun sevabını babasına, annesine veya mümin bir kardeşine hediye ederse; acaba kendisi de sevap alır mı?” diye sorduklarında İmam (a.s), “Onun sevabından hiçbir şey azalmadan o amelin sevabı o adama ulaşır” buyurdu.

Şeyh Tusî de “Tehzib” adlı eserinde şöyle demiştir: Ücret karşılığı mümin kardeşinden taraf naip olarak ziyarete giden kimse, ziyaret guslünden sonra ve bazı rivayetlere göre de ziyaretten sonra şöyle desin:

اللّٰهُمَّ مَا أَصابَنِي مِنْ تَعَبٍ أَوْ نَصَبٍ أَوْ شَعَثٍ أَوْ لُغُوبٍ فَأْجُرْ فُلانَ ابْنَ فُلانٍ فِيهِ وَأْجُرْنِي فِي قَضائِي عَنْهُ.

“Allah’ım! Bana ulaşan zahmet, meşakket veya toz toprak ya da yorgunluktan dolayı falan oğlu falanı mükafatlandır ve ondan taraf bunu eda ettiğim için bana da ecir ver.”

 

Ziyaret yaptıktan sonra şöyle desin:

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا مَوْلايَ عَنْ فُلانِ ابْنِ فُلانٍ، أَتَيْتُكَ زائِراً عَنْهُ فَاشْفَعْ لَهُ عِنْدَ رَبِّكَ.

“Ey mevlam falanca oğlu falancadan taraf sana selam olsun; ben ondan taraf senin ziyaretine geldim. O halde Rabbinin yanında ona şefaat et.”

 

Sonra onun hakkında istediği duayı etsin.
Yine şöyle demiştir: Başkasından taraf naip olarak ziyaret etmek isteyen kimse şöyle desin:

اللّٰهُمَّ إِنَّ فُلانَ ابْنَ فُلانٍ أَوْفَدَنِي إِلىٰ مَوالِيهِ وَمَوالِيَّ لِأَزُورَ عَنْهُ رَجاءً لِجَزِيلِ الثَّوابِ وَفِراراً مِنْ سُوءِ الْحِسابِ، اللّٰهُمَّ إِنَّهُ يَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِأَوْلِيائِهِ الدَّالِّينَ عَلَيْكَ فِي غُفْرانِكَ ذُنُوبَهُ وَحَطِّ سَيِّئاتِهِ، وَيَتَوَسَّلُ إِلَيْكَ بِهِمْ عِنْدَ مَشْهَدِ إِمامِهِ صَلَواتُ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ، اللّٰهُمَّ فَتَقَبَّلْ مِنْهُ وَاقْبَلْ شَفاعَةَ أَوْلِيائِهِ صَلَواتُ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ فِيهِ .

“Allah’ım! Falanca oğlu falanca, büyük sevaba ulaşmak ve kötü hesaptan (kıyamet hesabından) kaçıp kurtulmak ümidiyle kendisinden taraf onun ve benim mevlalarımı ziyaret etmem için beni gönderdi. Allah’ım! O, sana hidayet eden velilerini vasıta kılarak günahlarının bağışlanması, seyyielerinin dökülmesi için sana yöneliyor, imamının -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- kabrinin yanında onların vasıtasıyla sana tevessül ediyor. Allah’ım! Benden -bu tevessülü- ondan kabul et, velilerinin –

Allah’ın salavatı onların üzerine olsun- şefaatini onun hakkında kabul et.

اللّٰهُمَّ جازِهِ عَلَىٰ حُسْنِ نِيَّتِهِ وَصَحِيحِ عَقِيدَتِهِ وَصِحَّةِ مُوالاتِهِ أَحْسَنَ مَا جازَيْتَ أَحَداً مِنْ عَبِيدِكَ الْمُؤْمِنِينَ، وَأَدِمْ لَهُ مَا خَوَّلْتَهُ، وَاسْتَعْمِلْهُ صالِحاً فِيما آتَيْتَهُ، وَلَا تَجْعَلْنِي آخِرَ وافِدٍ لَهُ يُوفِدُهُ . اللّٰهُمَّ أَعْتِقْ رَقَبَتَهُ مِنَ النَّارِ، وَأَوْسِعْ عَلَيْهِ مِنْ رِزْقِكَ الْحَلالِ الطَّيِّبِ، وَاجْعَلْهُ مِنْ رُفَقاءِ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ، وَبارِكْ لَهُ فِي وُلْدِهِ وَمالِهِ وَأَهْلِهِ وَما مَلَكَتْ يَمِينُهُ؛

Allah’ım! İyi niyetinden, doğru inancından, sağlıklı sevgisinden dolayı mümin kullarından birini mükafatlandırdığın en güzel mükafatla onu mükafatlandır. Ona verdiğin şeyi -nimeti- sürekli kıl, ona verdiğin şeyi salih amelde kullanmasını muvaffak et. Beni ondan taraf ziyarete gelen son kişi etme.
Allah’ım! Onu cehennem ateşinden kurtar; tertemiz, helal rızkını ona artır; onu Muhammed ve âl-i Muhammed’in arkadaşlarından kıl, onun evlatlarına, malına, ailesine ve sahip olduğu her şeye bereket ver.

 

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَحُلْ بَيْنَهُ وَبَيْنَ مَعاصِيكَ حَتَّىٰ لَايَعْصِيَكَ، وَأَعِنْهُ عَلَىٰ طاعَتِكَ وَطاعَةِ أَوْلِيائِكَ حَتَّىٰ لَاتَفْقِدَهُ حَيْثُ أَمَرْتَهُ، وَلَا تَراهُ حَيْثُ نَهَيْتَهُ . اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَاغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ وَاعْفُ عَنْهُ وَعَنْ جَمِيعِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِناتِ .

Allah’ım! Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle; sana karşı günah işlememesi için onunla günahların arasında engel oluştur; onu emrettiğin yerde bulman ve yasakladığın yerde görmemen için kendine ve velilerine itaat etmesi konusunda ona yardım et.
Allah’ım! Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle; onu bağışla, ona merhamet et, onu ve bütün mümin erkek ve kadınları affet.

 

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَأَعِذْهُ مِنْ هَوْلِ الْمُطَّلَعِ، وَمِنْ فَزَعِ يَوْمِ الْقِيامَةِ وَسُوءِ الْمُنْقَلَبِ، وَمِنْ ظُلْمَةِ الْقَبْرِ وَوَحْشَتِهِ، وَمِنْ مَواقِفِ الْخِزْيِ فِي الدُّنْيا وَالْآخِرَةِ؛

Allah’ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salat eyle; onu ölüm korkusundan ve kıyamet gününün dehşetinden, kötü dönüşten, kabir karanlığı ve dehşetinden, dünya ve ahirette alçaklık yerlerinden kendi sığınağına al.

 

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَاجْعَلْ جائِزَتَهُ فِي مَوْقِفِي هٰذَا غُفْرانَكَ وَتُحْفَتَهُ فِي مَقامِي هٰذَا عِنْدَ إِمامِي صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ أَنْ تُقِيلَ عَثْرَتَهُ، وَتَقْبَلَ مَعْذِرَتَهُ، وَتَتَجاوَزَ عَنْ خَطِيئَتِهِ، وَتَجْعَلَ التَّقْوَىٰ زادَهُ، وَمَا عِنْدَكَ خَيْراً لَهُ فِي مَعادِهِ، وَتَحْشُرَهُ فِي زُمْرَةِ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ، وَتَغْفِرَ لَهُ وَ لِوالِدَيْهِ فَإِنَّكَ خَيْرُ مَرْغُوبٍ إِلَيْهِ، وَأَكْرَمُ مَسْؤُولٍ اعْتَمَدَ الْعِبادُ عَلَيْهِ.

Allah’ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salat eyle; benim bu konumumdan (bulunduğum yerden) dolayı onun mükafatını bağışlanmak ve imamımın -Allah’ın salatı onun üzerine olsun- yanında bulunduğum yerde onun hediyesini, sürçmelerini affetmen, mazeretini kabul etmen, hatasından geçmen kıl. Azığını takva ve senin yanındaki -amellerini- ahirette hayır et. Onu Muhammed ve âl-i Muhammed’in -Allah’ın salatı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- zümresinde haşret. Onu ve ebeveynini bağışla.

Şüphesiz sen en üstün rağbet edilen ve kulların itimat ettiği en cömert istenilensin.

اللّٰهُمَّ وَ لِكُلِّ مُوفِدٍ جائِزَةٌ، وَ لِكُلِّ زائِرٍ كَرامَةٌ، فَاجْعَلْ جائِزَتَهُ فِي مَوْقِفِي هٰذَا غُفْرانَكَ وَالْجَنَّةَ لَهُ وَ لِجَمِيعِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِناتِ. اللّٰهُمَّ وَأَنَا عَبْدُكَ الْخاطِئُ الْمُذْنِبُ الْمُقِرُّ بِذُنُوبِهِ فَأَسْأَلُكَ يَا اللّٰهُ بِحَقِّ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ أَنْ لَاتَحْرِمَنِي بَعْدَ ذٰلِكَ الْأَجْرَ وَالثَّوابَ مِنْ فَضْلِ عَطائِكَ وَكَرَمِ تَفَضُّلِكَ.

Allah’ım! Her ziyarete gidenin bir mükafatı ve her ziyaretçinin saygınlığı vardır. O halde benim bu durduğum yerde onun mükafatını kendi bağışlaman, onun ve bütün mümin erkek ve kadınlar için cennet kıl.
Allah’ım! Ben hatakâr, günahkâr ve günahını itiraf eden bir kulum. O halde ey Allah! Muhammed ve âl-i Muhammed hürmetine Senden, -ona verdiğin- ecir ve sevaptan sonra -beni de- bağışının lütfünden, ihsanının kereminden mahrum etme.”

 

Sonra kutsal parmaklıklara yaklaşarak ellerini gökyüzüne doğru kaldırıp kıbleye doğru şöyle de:

يَا مَوْلايَ، يَا إِمامِي، عَبْدُكَ فُلانُ ابْنُ فُلانٍ أَوْفَدَنِي زائِراً لِمَشْهَدِكَ يَتَقَرَّبُ إِلَى اللّٰه عَزَّوَجَلَّ بِذَلِكَ وَ إِلَىٰ رَسُولِهِ وَ إِلَيْكَ يَرْجُو بِذٰلِكَ فَكاكَ رَقَبَتِهِ مِنَ النَّارِ مِنَ الْعُقُوبَةِ، فَاغْفِرْ لَهُ وَ لِجَمِيعِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِناتِ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ يَا اللّٰهُ، لَاإِلٰهَ إِلّا اللّٰهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَاإِلٰهَ إِلّا اللّٰهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، أَسْأَلُكَ أَنْ تُصِلِّيَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ، وَتَسْتَجِيبَ لِي فِيهِ وَفِي جَمِيعِ إِخْوانِي وَأَخَوَاتِي وَوَلَدِي وَأَهْلِي بِجُودِكَ وَكَرَمِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.

“Ey mevlam, ey imamım! Kölen falanca oğlu falanca, Allah Teâlâ- ‘ya, Allah’ın peygamberine ve sana yaklaşmak amacıyla haremini ziyaret etmem için beni gönderdi ve bu amelle cehennem ateşinin azabından kurtulmayı ümit etti; o halde onu ve bütün mümin erkek ve kadınları bağışla. Ey Allah, ey Allah, ey Allah, ey Allah, ey Allah, ey Allah, ey Allah; halim ve yüce Allah’tan başka ilâh yoktur; ulu ve yüce Allah’tan başka ilâh yoktur. Senden, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat etmeni, cömertlik ve kereminle benim onun hakkındaki ve bütün kardeşlerimin, bacılarımın, evlatlarımın ve ailemin hakkındaki dualarımı kabul etmeni istiyorum; ey merhametlilerin en merhametlisi.”